23.10.2017 :
TBMM GENEL KURULU (17.05.2017)

TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Akif Hamzaçebi başkanlığında toplandı. 

Gündemdışı konuşmalardan önce açıklama yapan Hamzaçebi, TBMM'ye üçyüz metre mesafede, Yüksel Caddesi'nde iki insanının açlık grevini sürdürdüğünü hatırlattı. 

Açlık grevinin 70. günüde olduğuna dikkati çeken Hamzaçebi, "Eğer önlem alınmazsa, bu iki insanımıza kulak verilmezse bunları kaybedeceğiz, ölecekler. İnsan canı her şeyden önemlidir, yaşam hakkı kutsaldır. Haksızlığa uğradığını ifade eden bu iki insanımıza kulak vermek, onları dinlemek, bir yerde bir haksızlık yapılmışsa bu haksızlığı gidermek bütün toplumun, herkesin görevidir." diye konuştu. 

Toplumu temsilen TBMM'nin bu olaya kulak vermesi gerektiğini vurgulayan Hamzaçebi, şunları söyledi: 

"Bu meseleyi sadece hükümetin, toplumun değil aynı zamanda TBMM'nin meselesi olarak görüyorum. O nedenle Meclis olarak buradan bu olaya kulak vermenin demokrasinin, yaşam hakkına saygı göstermenin bir gereği olduğunu düşünüyorum. Buradan aynı zamanda iki gencimize de bir çağrıda bulunmak istiyorum: Bizlerin sesine kulak tıkamayın. Adalet için kendi yaşamınızı dahi tehlikeye atabileceğinizi, hayatınızdan vazgeçebileceğinizi ortaya koydunuz. Adaletin toplum için ne kadar gerekli olduğunu gerçekten ifade ettiniz. Gelin, bu açlık grevini sonlandırın. Sizlerin yaşam hakkına saygı göstermek hepimizin görevidir ancak sizler de bizim, benim bu çağrıma kulak verin, toplumun bu çağrısına kulak verin, açlık grevini sonlandırın." 

TBMM Genel Kurulunda Grup Başkanvekilleri yerlerinden söz aldılar. 

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD ziyaretinin başladığı gün The Washington Post'ta skandal bir makale yer aldığını, Türkiye'nin "adeta aba altından tehdit edildiğini" söyledi. 

Teröristbaşı Fetullah Gülen'in kanlı elleriyle yayınlanan bu yazıda, Türkiye'nin FETÖ'yle mücadelesinin eleştirildiğini, "tehlikedeki demokrasinin kurtarılması için" Batılı ülkelere ve NATO'ya çağrıda bulunulduğunu ifade eden Akçay, "Türk halkının NATO'dan yardım beklediği iftirasını atmıştır. Bu yazı, darbe girişimiyle başarılamayan işgal hamlesinin yabancı askerler eliyle tekrarlanması için yapılan aşağılık bir zırvadır. Teröristbaşının çağrısı Irak, Suriye ve Libya'da yaşanan manzaranın Türkiye'de de yaşanması için yapılan bir çağrıdır. Türk milleti işgal ve imha hamlelerine her zaman karşı duracaktır. NATO'dan yardım bekleyenlere diyoruz ki: Hadi oradan." diye konuştu, 

HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, cezaevinde bulunan Mardin Milletvekili Gülser Yıldırım'ın, İzmit Devlet Hastanesi'nde, ortopedi ile kalp ve damar cerrahi bölümlerinden hekimlerin muayenesi neticesinde ayrıntılı radyolojik testlere acil ihtiyaç duyulduğu belirtildiğini kaydetti. Ancak Gülser Yıldırım'ın, çok sıra var diyerek, tetkikler yapılmadan ve herhangi bir tarih verilmeden Kandıra Cezaevi'ne geri gönderildiğini ve şu anda yürüme güçlüğü çektiğini belirten Yıldırım, "Bu Parlamentonun üyesi olan Sayın Vekilimize karşı bu uygulamaları kabul edilemez buluyoruz." dedi. 

Yıldırım, İdris Baluken'in de tedavisinin tamamlanmadan Sincan Cezaevi'nde tutulmaya devam edildiğini öne sürdü. 

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'nın, açlık grevlerini bir an önce bitirmeleri çağrısını yinelediklerini kaydetti. 

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonunun (KESK) bir terör örgütü olmadığını belirten Altay, "AK Parti'nin içine nasıl binlerce FETÖ teröristi sızmışsa belki KESK'in içine de birkaç terörist sızmış olabilir, ben onu bilmem, onu bilecek olan devletin güvenlik kuvvetleridir ancak koskoca bir KESK'i tümüyle bir terör örgütü gibi görmek ve böyle bir muameleye tabi tutmak demokrasilerde kabul edilebilir bir şey değildir." değerlendirmesinde bulundu. 

Altay, cezaevlerinde kötü muamele, insanlık dışı muamele, psikolojik ya da fiziki işkence iddialarının had safhaya çıktığını savunan Altay, "Hiç kimseye işkence yapılmasını doğru bulmayız, hele hele bir siyasi partinin milletvekillerine, grup başkan vekillerine, genel başkanına psikolojik ve fiziki işkenceyi asla ve asla kabul etmemiz mümkün değildir." diye konuştu. 

AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ABD ziyareti sırasında FETÖ elebaşı, Washington Post'ta diplomatik bir dille, NATO'nun gelecek hafta yapacağı toplantıya atıfla NATO'nun yani bir askeri örgütlenmenin Türkiye'ye vaziyet etmesi gerektiği, Türkiye'yi birtakım belli istikametlerde zorlaması gerektiği şeklinde bir makale kaleme aldığını kaydetti. 

"NATO'nun yapısı ve karakteri bellidir, bir ittifak örgütüdür. Ülkelerin iç ilişkilerine yönelik böyle bir çağrı, makaleyi kaleme alan kişinin ve çevrenin ne tür düşünceler içinde olduklarına dair fikir verici nitelikler taşımaktadır." diyen Bostancı, "Bunlara dikkat etmek, diplomatik bir kılıfa sarılmış olan işgalci niyetleri ve uluslararası alana yaslanmaya çalışan karanlık terör örgütünün yüzünü görmeye bizatihi bu makalenin kendisi bile anlamlı bir örnek teşkil ediyor." değerlendirmesinde bulundu. 

TBMM Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Süper Lig'e çıkmayı garantileyen Sivasspor ve Yeni Malatyaspor'a Başkanlık Divanı olarak başarılar dilediklerini söyledi. 

Hamzaçebi, HDP Grup Başkanvekili Yıldırım'ın cezaevindeki iki milletvekilinin sağlık durumuyla ilgili ifade ettiği hususlarla ilgileneceğini, yetkililerle konuşacağını bildirdi. 

TBMM Genel Kurulunda Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmeleri başlandı. 

Teklif, daha önceki yapılandırmaya başvurmayan vatandaşlara ikinci bir şans tanıyan, bazı kamu alacaklarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin düzlemeleri de içeriyor. 

Teklif, Maliye ile Gümrük ve Ticaret Bakanlıkları, SGK, il özel idareleri, belediyeler, büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon idarelerinin alacaklarını yeniden yapılandırıyor. 

Teklifle, 31 Mart 2017'den önceki gümrük vergileri, vergi ve bazı idari para cezaları, sigorta ve sosyal güvenlik destek primleri ile bu alacaklara ilişkin her türlü faiz, zam, gecikme zammı, gecikme faizi, cezai faiz, gecikme cezası yapılandırma kapsamına alınıyor 

Tasarının tümü üzerindeki ilk sözü MHP Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan aldı. 

Öte yandan HDP'nin KHK'larla gerçekleştirilen ihraçlara ilişkin verdiği araştırma önergesinin gündeme alınması önerisi görüşmelerinde söz alan HDP Diyarbakır Milletvekili Sibel Yiğitalp, OHAL ile birlikte KHK'ların devreye girdiğini bildirdi. Yiğitalp, "KHK'ların kendi içindeki dengesine baktığınızda cemaatin dışında itiraz etme potansiyeli olanlar da dahil olmak üzere insanlar işinden alındı. Akademisyenler bir gecede işlerinden oldu." dedi. 

AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Kaçar ise 15 Temmuz darbe girişimi ve sonrasında ortaya çıkan gerçeklerin FETÖ'nün Türkiye için ne denli büyük bir tehlike olduğunu ortaya koyduğunu aktardı. Türkiye'de durup dururken OHAL ilan edilmediğini ve ihraçların yaşanmadığına değinen Kaçar, "Bu ülkede, 15 Temmuz'da darbe girişimi oldu. Millet iradesini ayaklar altına almayı, ülkeyi bölmeyi, parçalamayı, iç savaşı hedefleyen bir darbe girişimi oldu." diye konuştu. 

Kaçar, FETÖ ile mücadele kapsamında 24 KHK çıkarıldığını ve 3 defa OHAL'in uzatıldığını bildirdi. Kaçar, FETÖ'den toplam 100 bin 801 kamu görevlisinin, PKK ve DHKP-C gibi terör örgütleriyle üyeliği, irtibatı ve iltisakı sebebiyle de toplam 2 bin 784 kamu görevlisinin ihraç edildiğini söyledi. Aynı dönemde 32 bin 692 kamu görevlisinin göreve iade edildiğini ifade eden Kaçar, 35 bin 782 kamu görevlisi hakkında incelemenin de devam ettiğini kaydetti. 

CHP Ankara Milletvekili Necati Yılmaz, mağduriyetleri konuşacak olurlarsa günlerce bitiremeyeceklerini belirtti. Yılmaz, "İnsanların, ihbar edeni belli olmayan, asılsız ithamlarla, KHK'lar aracılığıyla yoksul bırakıldığı bir süreci yaşadık. Hiç birinin başvuracağı kanun yolu yoktu." dedi. 

AK Parti Rize Milletvekili Osman Aşkın Bak, OHAL komisyonunun kurulduğunu anımsattı. Bak, "Biz aziz milletimize ve bize verdiği desteğe güveniyoruz. FETÖ ve bu ülkeye hesap sormak isteyenlerle sonuna kadar mücadele edeceğiz, hesabını soracağız ama hukuk çerçevesinde." ifadesini kullandı. 

Konuşmaların ardından HDP'nin grup önerisi kabul edilmedi. 

TBMM Genel Kurulunda Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmeleri sürüyor. 

Daha önceki yapılandırmaya başvurmayan vatandaşlara ikinci bir şans tanıyan, bazı kamu alacaklarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin düzenlemeleri de içeren teklifin tümü üzerinde MHP Grubu adına söz alan Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan, teklifin, bazı alacakların yeniden yapılandırılmasının yanı sıra maden, enerji, bankacılık, kamu arazileri, motorlu taşıtlar ve benzeri pek çok farklı alanda farklı kanunları değiştiren düzenlemeler içeren bir torba kanun hüviyeti taşıdığını bildirdi. 

Torba kanun konusunu daha önce her seferinde usul yönünden eleştirdiklerini anımsatan Ayhan, "Bu eleştirilerimiz bugün de baki. 40 madde gelip 200 madde çıkan tasarı ve tekliflerin olduğunu biliyoruz. Ancak bu teklif, ocak ayında erteleme düzenlenmesini saymazsak son dokuz ay içinde getirilen ikinci kapsamlı düzenleme." dedi. 

Giderek düzenleme aralıklarının sıklaştığını, bu durumun vergi adaletini bozduğunu; vergi ahlakı ve tahsilatı üzerinde olumsuz etkileri olduğunu belirten Ayhan, şöyle devam etti: 

"Vergisini zamanında ödeyen mükellefe verilen teşvik zamanında ödemeyene getirilen imkanlardan çok daha sınırlı. Vergisini zamanında ödeyene yüzde 5 indirim, ancak ödemeyene çok kapsamlı düzenlemeler, 36-60 ay arası taksitlendirme hakkı. Adeta vergiyi zamanında ödememek teşvik edilir hale geliyor. 

Özellikle tecil konusunda Bakanlar Kuruluna tanınan yetkilerin çok detaylı, somut kriterlerle tanımlanması ve şeffaflıkla uygulanması ihtiyacı var. Komisyon çalışmaları sırasında bir miktar bu konuda düzeltme yapıldı ancak yeterli değil. Burada daha ileri düzenleme yapma ihtiyacı var." 

Ayhan, teklifin gerekçesinde, 15 Temmuz darbe girişiminin ekonomide yarattığı olumsuz yansımaların bertaraf edilmesi hususunun bulunduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti: 

"Sadece bu olsa çözme imkanı belki biraz daha kolay olabilir ama yapısal problemler zaten ortada duruyor. Bu sonuç sadece 15 Temmuz darbe girişiminin yarattığı bir sonuç değil, aynı zamanda yapısal problemlerden de kaynaklanıyor. Ekonomide kısa vadeli çözümler ve önlemler, problemleri çözmeyeceği gibi derinleşmesine, daha da içinden çıkılmaz hale gelmesine neden olabilir. Yapısal unsurlar, mekanizmalar ve uygulamanın birlikte düşünüleceği bir tasavvura ihtiyaç var. Ekonomide, alınan tedbirlerde bir eksen değişikliği gerekiyor. Bu, üretim ekonomisiyle ilgili olmalı. Beklentileri iyi yönetmek gerekiyor. Bu tedbirler, maalesef, ekonomide beklenti yönetimini bozuyor, ekonomik aktörleri rasyonel olmayan yerlere götürüyor, günlük ihtiyaçlarını gidermeye odaklanıyor, uzun vadeli ve stratejik bakmayı unutur hale geliyor, unutturuluyor." 

HDP Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Garo Paylan, bugün seçilmiş, güvenoyu almış bir Maliye Bakanı olduğunu, "yeni anayasa sistemi devreye geçerse bir 'başkan' ve seçilmemiş bir maliye bakanı olacağını" söyledi. 

Meclisten güven oyunu almamış Maliye Bakanına bir sanayicinin gidip borcunu yapılandırmak isteyeceğini belirten Paylan, "Partinin yanında olan, partiyle beraber olduğunu hissettiren sanayicinin vergisi yapılandırılacak, olmayanlar yapılandırılmayacak. Bu iş böyle olmaz. Bir vergi ombudsmanlığı getirelim dedik. Vergi ombudsmanlığı, gerçekten özerk bir yapılanma olsun ve başvuranlara objektif bir şekilde, Türkiye ekonomisine katkısının devam etmesi için vergiler yapılandırılsın, o kurumlar ayakta kalsın dedik ama Maliye Bakanına dinletemedik." ifadesini kullandı. 

Paylan, "Partili Cumhurbaşkanı, partili yargı, partili basından sonra vergi yapılandırmasına da bundan sonra partili bakan karar verecek. Yani oraya biat edenler vergisi yapılandırılacak, etmeyenlerin yapılandırılmayacak." görüşünü öne sürdü. 

Teklifin tümü üzerinde CHP Grubu adına söz alan İzmir Milletvekili Zekeriye Temizel, denetim dışında kalan herhangi bir işlemi Olağanüstü hal (OHAL) durumlarında bile hiçbir anayasanın kabul etmediğini, denetim içerisinde olması gerektiğini söyledi. 

Anayasa ve İçtüzük hükümlerine göre Kanun Hükmünde Kararnamelerin (KHK) Mecliste ivedi olarak görüşülmesi gerektiğini dile getiren Temizel, şunları kaydetti: 

"Peki, bizim yaptığımız ne? 24 tane kanun hükmünde kararname çıktı. 24 tane kanun hükmünde kararnamede 800'e yakın madde ihdas edildi, düzenleme yapıldı. Bu maddelerle ilgili olarak, sadece 2 kararname dışında Meclis Genel Kurulunda görüşülen, konuşulan herhangi bir şey var mı? Hani, olağanüstü yönetim usulleri, hukuku dışlayan keyfi yönetimler anlamına gelmezdi? Olağanüstü yönetimler anayasal yönetimlerdir, hukuku dışlama özgürlüğünü taşıyan veya bunu içeren düzenlemeler değildir. 

TBMM'nin önceliği, bu kararnamelerin görüşülmesidir. Meclis, bu kanun hükmünde kararnameleri görüşmemekle, hem İçtüzük hem de Anayasa ihlalinde bulunuyor. Bunu net bir şekilde iddia ediyorum. Bu durum, hem Anayasa'ya hem de İçtüzüğe açıkça aykırılık oluşturmaktadır ve Meclis görevini açıkça ihmal etmekte, görevi ihmal suçu işlemektedir. Meclisin bu görev ihmali nedeniyle kurunun yanında yaşların da çıra gibi yanmakta olduğu, insanların ciddi anlamda artık mağduriyetlerden ölümlere yattıkları bir karmaşa söz konusu iken, bunları görüşmek, düzeltmek ve Meclis tarafından denetlemek söz konusu iken biz oturduk şu anda yeniden vergi kanunu görüşüyoruz, madenleri ne şekilde birleştirip de kimlere nasıl dağıtacağımızı konuşuyoruz. Bu, görev ihmalidir. Bunu kabul etmememiz gerekir." 

Şahsı adına söz alan AK Parti Gaziantep Milletvekili Nejat Koçer, 16 Nisanda gerçekleşen referandum sonucunda gerek yerli gerekse yabancı yatırımcı ve üreticinin fevkalade rahatladığını söyledi. 

Tüketici güveninin 16 Nisandan sonra artmaya başladığını, Borsa İstanbul'un o günden bu yana, bugün de dahil olmak üzere çok yüksek seviyelerde kapanışlar gösterdiğini ve tarihi rekorlar kırmaya başladığını ifade eden Koçer, "Dolar aşağı yönlü bir eğilim içerisinde. Ekonomik istikrarı kalıcı kılacak olan siyasi istikrara, Anayasa değişikliğiyle önemli bir adım atılmış oldu." dedi. 

Hane halkının maddi durumunda iyileşme olacağına ilişkin beklenti ile işsiz sayısındaki düşüş beklenti oranının da yükseldiğini belirten Koçer, şöyle konuştu: 

"Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde başlatılan istihdam seferberliği içerisinde 1 milyona yakın yeni istihdam sağlanmış olması da çok önemli bir gelişme. Tasarruf Etme İhtimali Endeksi de yüzde 26'nın üzerinde artış gösterdi. Beyaz eşya satışları ÖTV'nin sınırlandırılmasının etkisiyle de yüzde 40'tan fazla artış göstermiş durumda. Yine, kapasite kullanım oranları imalat sanayisinde üretimin arttığını gösteriyor. Nisan ayında yüzde 78,4'le kapasite kullanım oranında bir artış söz konusu. Bu oran yılın ilk dört ayının en yüksek kapasite kullanım oranıdır. Kısacası Türkiye ekonomisi bakımından büyüme dinamikleri diyebileceğimiz verilerin hemen hemen tamamında umut verici gelişmeler var. 

Moody's'in, siyasetin Türkiye'deki işletmeleri ve tüketicileri etkilemeye devam edeceğini ifade eden açıklaması negatif bir algı oluşturma gayretinde olsa da Avrupa Birliğinin çeşitli bölümleri Türkiye'deki büyüme tahminlerini revize etmeye başladı. Yüzde 2,8'den yüzde 3'lere, 3,2'lere doğru çıkarılan büyüme revizeleri gelmeye başladı. Avrupa Birliği Komisyonunun 2017 Bahar Ekonomik Tahminler Raporu'nda ayrıca Türkiye'de siyasi ve politik belirsizliklerin bu yıl düşmesinin beklendiği, bu durumun güveni artıracağı, yatırımların ve hane halkı tüketiminin yükseleceği de yer almış durumda. Türkiye'de istihdam artışının 2018 yılında daha da artmasının beklendiği, risk ölçümlerinde Türk bankalarının sağlam durumda olduğu, bunun iç yatırımlara olumlu katkı sağlayacağı da yine Avrupa Birliği Raporu'nda ifade edildi." 

Koçer, 15 Temmuz darbe girişimi başta olmak üzere, bazı nedenlerle ekonomideki yavaşlamayı azaltmak ve yeni bir dinamik sağlamak üzere, kimi vatandaşların kamuya olan borçlarını ödeme sıkıntısı yaşadıkları göz önüne alınarak kanun teklifinin hazırlandığını anlatan Koçer, "Esas olan borçları yeniden yapılandırmaktır. Bu, kesinlikle bir af değildir." diye konuştu. 

Maliye Bakanı Naci Ağbal, "Hükümet olarak karşılaştığımız sorunlar, ekonomide ortaya çıkan ihtiyaçlar karşısında süratle, doğru ve isabetli kararlar almak suretiyle ekonomiyi tekrar canlandırıyoruz." dedi. 

Ağbal, TBMM Genel Kurulunda Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı. 

Teklifin kapsadığı yeniden yapılandırmaları anlatan Ağbal, önceki kanun ile aynı kapsamda bir yeniden yapılandırma çerçevesinin bu defa da öngörüldüğünü söyledi. Ağbal, zaman zaman gündeme getirilen bir kısım adli ve idari para cezalarının bu defa da kapsama alınmadığını anımsattı. 

Vatandaşların sorunlarını çözmek üzere bu yasal düzenlemeleri yaptıklarını aktaran Ağbal, "15 Temmuz darbe girişimi sonrası ekonomide bir yavaşlama meydana geldi. Hükümet olarak bu dönemde, ekonomide meydana gelen yavaşlamayı tekrar yukarı yönlü çekebilmek açısından birçok tedbiri ve uygulamayı da arka arkaya uygulamaya koyduk. Hatırlarsanız, 15 Temmuz alçak darbe girişimi cuma gecesi yapılmıştı. Biz, salı günü Meclis'e yeniden yapılandırma kanun tasarısını göndermiştik." diye konuştu. 

Ağbal, bu dönemde işletmelerin krediye erişimini sağlamak için Kredi Garanti Fonuyla ilgili önemli bir düzenleme yaptıklarını anımsattı. Ağbal, istihdama destek vermek amacıyla 2017 yılı ocak ayından itibaren ilk defa yeni işe alınan çalışanlar bakımından bütün sosyal güvenlik prim ödemeleri ile vergi ödemelerini devlet olarak üstlendiklerini, bu yolla da ekonominin canlanmasına önemli bir katkı verdiklerini düşündüğünü söyledi. Ağbal, bu dönemde özellikle ekonominin ihtiyaçlarını göz önüne alarak asgari ücret desteğine de devam etme kararı aldıklarını kaydetti. 

Yapılan teşvikleri ve destekleri anlatan Ağbal, "Bütün bu almış olduğumuz tedbirler, getirmiş olduğumuz desteklerle ekonomide tekrar çarkların dönmesine büyük bir ivme kazandırdı ve ekonomide son dönemde ortaya çıkan bütün olumlu göstergelere de sebep oldu. Hükümet olarak karşılaştığımız sorunlar, ekonomide ortaya çıkan ihtiyaçlar karşısında süratle, doğru ve isabetli kararlar almak suretiyle ekonomiyi tekrar canlandırıyoruz." dedi. 

Ağbal, şu değerlendirmelerde bulundu: 

"İlk 3 ayda ekonomiyle ilgili ortaya çıkan göstergeler çok net bir şekilde 2017 yılında ekonomide büyüme oranının yukarı yönlü olduğunu açık bir şekilde gösteriyor. İnşallah istihdam da artacak, ekonomide büyüme de artacak. Ekonomide çarklar da dönecek ama biz vatandaşımızın ihtiyacı neyi gerektiriyorsa onu da yapmaktan asla kaçınmayacağız. 

Bütçe disiplini konusunda AK Parti Hükümetleri olarak 15 yıldır nasıl hassasiyet göstermişsek, 2017 yılında da aynı hassasiyeti gösteriyoruz. Bütçe disiplininden herhangi bir şekilde vazgeçmemiz söz konusu değil. Türkiye'nin bugün bütçe açıkları, uluslararası karşılaştırmaları yapıldığında olağanüstü ölçüde başarılı bir performans göstermektedir. Son beş yılda Türkiye'nin bütçe açığı ortalama yüzde 1 seviyesindedir. Gerek maliye bakanı olarak ben, gerekse hükümetimiz bütçe disiplininden hiçbir zaman için vazgeçmedik. İlk dört ayda ortaya çıkan bütçe gelişmeleri, bütçe dengesinde oluşan rakamlar ise bu döneme özgü geçici rakamlardır."

17/05/2017

Bu haber 708 kişi tarafından okundu.

Bu Habere Yorum Yap
Bu habere yorum yapılmadı.

 

adınız ve soyadınız lütfen! minimum 7 karakter! maksimum 50 karakter!.   zorunlu alan. minimum 20 karakter. maksimum 500 karakter!

Sayısal Yazılım

Neden Liberal Gazete?

bilgi@liberalgazete.com

© Copyright - 2013 Liberal Gazete