23.10.2017 :
ABD Ziyaretinin Tırnak İçindeki Başarısı Fotoğraf Vermek...

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, CHP Grup Yönetim Toplantı Salonu'nda basın mensuplarıyla sohbet toplantısında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump görüşmesine değindi. 

Ziyaret sırasında, Türkiye'nin Washington Büyükelçinin heyetlerarası görüşmede yer almamasının, diplomatik teamüllere aykırı ve yanlış bir iş olduğunu dile getiren Altay, Cumhurbaşkanlığı korumalarının, ABD'deki güvenlik güçleriyle ve vatandaşlarla bir çatışma ortamına girmelerinin de Türkiye'nin itibarı anlamında çok olumlu bir not sayılamayacağını söyledi. 

"Bir fotoğraf verme güdüsü ve ihtiyacından kaynaklı bir ziyaretle karşı karşıyayız. Bu ziyaretin tırnak içindeki başarısı fotoğraf vermeyle sınırlıdır. Tayyip Erdoğan ile Donald Trump'ın birlikte verdikleri fotoğrafla sınırlıdır." diyen Engin Altay, şöyle devam etti: 

"Fetullah Gülen, Reza Zarrab, YPG-ABD ilişkileri, Irak, Suriye gelişmelerinin konuşulduğu anlaşılmakla birlikte bu ziyarette somut hiçbir sonuç elde edilememiştir. Ziyaretten ABD basını için akılda kalan olsa olsa şu olabilir. Trump'un, Andrew Brunson isimli papazın ABD'ye iadesini istemesi, Erdoğan'ın da Fetullah Gülen'in Türkiye'ye iadesini istemesi, Amerikan basınının gördüğü belki de tek şeydir. Bu da önemli hale getirilebilecek bir ziyaretin, aslında diplomatik olarak, uluslararası ilişkiler bakımından hiçbir ciddiyetinin olmadığını da ortaya koymuştur. Tansiyon düşüren ama somut hiçbir sonucu olmayan bir ziyaretten geriye kalan, nezaket gereği tebessüm edilerek çekilmiş bir fotoğraftır." 

Türkiye'nin dış politikadaki tutarsız politikalarının Tahran, Şam ve Bağdat'ı Türkiye'ye karşı aynı eksende birleştirdiğini savunan Altay, hükümetin, dış politikada Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu ayarlarına ve temel anlayışına geri dönmesine acil ihtiyaç olduğunun altını çizdi. 

Altay, "Türkiye'nin, bölgedeki sorunların çözümü noktasında edilgen hale gelen, stadyum dışına atılmış pozisyonunun bir an önce düzeltilmesi için öncelikle bölge barışına katkı sunacak politikalar geliştirmeye, mülteci üreten savaş politikalarına payanda olmak yerine Türkiye'de ve bölgede demokrasinin süratle güçlenmesine yönelik adımlar atmasını da bekliyoruz." değerlendirmesinde bulundu. 

Amerika ziyaretinden geriye bir emoji ile tarif edilebilecek bir Amerika'ya gidiş geliş kaldığını savunan Altay, "Amerika'da, Türkiye'nin itibarı bir kere daha yerle yeksan edilmiştir. Tansiyon düşürmek için ABD'ye gitmeye gerek yoktur. Türkiye-ABD ilişkilerinde tansiyonu düşürmenin daha başka yol ve yöntemleri vardır. Bizce sonuçları bakımından Türkiye lehine hiçbir kazanımın elde edilmediği bir ziyarettir." dedi. 

Engin Altay, Türkiye'nin, OHAL şartlarıyla daha fazla yaşaması ve yol alabilmesi mümkün olmadığını belirterek, "Hükümetin bir an önce OHAL'ı kaldırmasını ve Türkiye'nin süratle bir normalleşme ve demokratikleşme yolunda adım atması öncelikli ihtiyacıdır." ifadesini kullandı. 

Bu hafta sonu yapılacak olan AK Parti Büyük Olağanüstü Kurultay'ı ile Türkiye'nin bir parti devletine geçeceğini iddia eden Altay, "Türkiye'nin, YSK'nın taşeronluğu ile bütün ortak değerleri ve paydası yok edilmiş olacaktır. Bu da demokrasimizin gelişmesinin önündeki en büyük engeldir. Dünyanın hiçbir ülkesinde parti devleti ile demokrasi kazanımı elde etmek mümkün değildir. Parti devleti inşa edilen bütün ülkelerde demokrasi rafa kaldırılır. Türkiye'de de olan ve olacak olan budur." görüşünü ileri sürdü. 

İstanbul Valiliğinin, Beşiktaş Belediyesinin "19 Mayıs etkinliğini yasaklamasını" üzülerek ve ibretle izlediklerini belirten Altay, sözlerini şöyle sürdürdü: 

"Hükümete çağrı yapıyorum. Beşiktaş'ta insanların 19 Mayıs'ı coşkuyla kutlamasını engelleyecek bir güç yeryüzünde yoktur. Türkiye'nin ve hükümetin 19 Mayıs'ın coşkuyla, Türkiye'nin her yerinde olduğu gibi Beşiktaş'ta da kutlanmasını engelleyebilmesi mümkün değildir. Hükümetin asıl bu tutumu bir çatışma, provokasyon, kargaşa ve kaos ortamına zemin hazırlar. Bir ülkede, bir milli bayramı hükümet men ediyorsa, yasaklıyorsa o ülkede fiili olarak faşizm vardır ve insanlar faşizme karşı omuz omuza direneceklerdir. Direnme hakkı demokrasilerde var olan kutsal bir haktır. CHP'lilerin, Atatürkçülerin, vatanseverlerin olduğu yerde terör olmaz." 

Bir soru üzerine Altay, Suriye'de, Türkiye'nin manevra alanının daraltılmaması gerektiğine dikkati çekerek, "Suriye'nin kuzeyinde yaşayan Kürtler başta olmak üzere Türkiye'nin, sınırlarımızın dışındaki bütün Kürtlerin barışını, huzurunu, güvenliğini temin noktasında katkı sunmak gibi de bir görevi vardır. Kastımız burada terör örgütleri değil." diye konuştu. 

Suriye'deki durumun, Türkiye'de iç politika malzemesi yapılmaması gerektiğinin altını çizen Altay, "Türkiye'nin, hükümet olarak da hep birlikte Kürtlerle bir kavgası olmaz, olmamalıdır. Devlet, terör örgütleriyle mücadele eder." değerlendirmesinde bulundu. 

Türkiye'nin ısrarla Rakka operasyonuna dahil olma arzusundan da kuşku duyduğunu belirten Altay, bölgedeki bütün Kürtleri terörist gören bir anlayışın bölge barışına hizmet etmeyeceğini de söyledi. 

CHP Grup Başkanvekili Altay, Türkiye'nin, Suriye ve Irak'ın toprak bütünlüğüne hizmet edecek politikalara destek vermesini isteyerek, "Savaş çığırtkanlığı, tehditler yerine diplomatik süreçlerin izlenmesi bölgenin barışı için tek çıkıştır. İhtiyacımız olan şey barış, savaş değil. İhtiyacımız olan şey silah değil." dedi.

18/05/2017

Bu haber 801 kişi tarafından okundu.

Bu Habere Yorum Yap
Bu habere yorum yapılmadı.

 

adınız ve soyadınız lütfen! minimum 7 karakter! maksimum 50 karakter!.   zorunlu alan. minimum 20 karakter. maksimum 500 karakter!

Sayısal Yazılım

Neden Liberal Gazete?

bilgi@liberalgazete.com

© Copyright - 2013 Liberal Gazete