23.10.2017 :
TBMM GENEL KURULU (18.05.2017)

TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Akif Hamzaçebi'nin başkanlığında toplandı. 

Gündemdışı konuşmalara geçilmeden önce Hamzaçebi, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı'nı kutladı. 

Hamzaçebi, 19 Mayıs'ın, dağılan bir imparatorluğun ardından toprakları işgal edilerek geleceği yok edilmek istenen bir milletin yoktan var olduğu, kurtuluş mücadelesinin başladığı gün olduğunu söyledi. 

Hamzaçebi, 16 Mayıs 1919'da Atatürk ve kendisiyle birlikte Bandırma Vapuru'na binen, bağımsızlık için ölümü göze alan 48 yurtseverin, "Ya istiklal ya ölüm" diyerek Kurtuluş Savaşı'nı ve tam bağımsız, laik Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerini attığını ifade etti. Hamzaçebi, 98 yıl önce bağımsızlık meşalesinin fitilini ateşleyen ve sonrasında Kurtuluş Savaşı'ndan zaferle çıkarak Cumhuriyeti kuran bu ruhun, sahip oldukları tüm özgürlüklerin güvencesi olduğunu bildiklerini kaydetti. Hamzaçebi, şöyle devam etti: 

"İnanıyorum ki demokratik, laik Türkiye Cumhuriyeti'nin gençleri de bunu çok iyi bilmektedir. Bu nedenle Mustafa Kemal Atatürk, Samsun'a ayak bastığı gün olan 19 Mayıs'ı, Türk gençliğine armağan ederken, 'En büyük eserim' dediği Türkiye Cumhuriyeti'ni de yine gençlere emanet etmiştir. Başta Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, kurtuluş mücadelesinin tüm kahramanlarını ve şehitlerimizi saygı, şükran ve rahmetle anıyorum." 

Hamzaçebi, bugün Prof. Dr. Türkan Saylan'ın vefatının 8. yılı olduğunu anımsatarak, Saylan'ın, kendisini bilime, insanlığa, Türk kadınının aydınlanmasına ve kız çocuklarına adadığını, eğitim imkanı sağlayarak on binlerce çocuğun yolunu aydınlattığını anlattı. 

Saylan'ın, çok değerli bir cumhuriyet kadını olduğunu dile getiren Hamzaçebi, Saylan ile bürokrasi yıllarında tanıştığını, değerli bir insan olduğunu belirtti. Hamzaçebi, Saylan'ı, ölüm yıl dönümünde rahmet ve şükranla andı. 

Genel Kurulda daha sonra gündemdışı konuşmalara geçildi. 

MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta, gündemdışı konuşmasında, Atatürk'ün 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkışının 98. yıl dönümünü gurur ve heyecanla karşıladıklarını anlattı. 

Usta,19 Mayıs 1919'un, Türk milletinin kendisine biçilmiş kefeni yırtarak tarihi yeniden yazdığı, bağımsızlık ve özgürlük umutlarının inanca dönüştüğü tarih olduğunu dile getirdi. 

19 Mayıs'ın, milletin, söndürülemeyen istiklal meşalesini yaktığı gün olduğuna işaret eden Usta, şöyle devam etti: 

"19 Mayıs, milli mücadelenin dalga dalga Anadolu'ya yayıldığı, milletimizin makus talihini yenerek, bağımsızlık ve özgürlük meşalemizin sönmeyeceğinin ilan edildiği, adeta kendi küllerinden doğduğu bir varoluş destanıdır. Samsun'da başlayan milli mücadele süreci, millet sevgisinin, aklın ve en önemlisi sabrın sınandığı milliyetçiliğin yol haritasıdır. Ülkenin içinde bulunduğu durumun bir yazgı olmadığını düşünen ve milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararının kurtaracağına inanan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, Türklüğün kurtuluşu ve vatanın selameti için Samsun'dan başlayarak tüm Anadolu'ya yayılan bir kutlu mücadeleyi başlatmışlardır. Anadolu'ya taşınan bağımsızlık ideali ve mücadele azmi, Havza'dan alevlendi, Amasya’dan körüklendi, Erzurum'dan yayıldı ve Sivas'tan tüm vatan sathında yankı buldu. Türk milleti, onun liderliğinde hürriyetini zincire vurmak isteyen zalim tutkulara karşı amansız ve acımasız bir savaş verdi. Bu savaş haklı ve meşruydu. " 

Usta, 98 yıl önce, "Türk milleti etnik topluluklar koleksiyonu" olsun diye Samsun’a çıkılmadığını, "etnik ve mezhepsel aidiyetlerin millet bilincinin önüne geçsin" diye ilk adımın atılmadığını söyledi. Usta, Samsun'a, Türk milletinin namusunu, şerefini kurtarmak ve kimseye muhtaç olmadan var olabilmesini sağlamak ve sağlama almak için çıkıldığını dile getirdi. 

Ne kadar övünseler, ne kadar gururlansalar az olduğunu ifade eden Usta, "Dün olduğu gibi bugün de aziz şehitlerimizin kanlarıyla sulanan vatan topraklarını parçalamaya çalışanlara, Türk milletini bu topraklardan kovmanın hesabını yapanlara karşı, aziz milletimiz, milli heyecan ve azimle aşılmaz sur, yıkılmaz kale ve bükülmez bilek olacaktır." dedi. 

CHP Bartın Milletvekili Rıza Yalçınkaya, yaptığı gündemdışı konuşmada, Amasra'da madencilik sektöründe faaliyet gösteren bir şirketin, yer altında çalışan sendika üyesi 28 maden işçisinin işine, işgücü fazlalığını gerekçe göstererek geçen hafta son verdiğini söyledi. 

Yalçınkaya, bu şirketin, 2005'te, devlete ait Amasra B sahasını rödovans karşılığında kömür çıkarmak için aldığını, o günden bugüne kadar da devlete taahhüt ettiği kömürü çıkarmak yerine termik santral kurma peşinde koşturduğunu savundu. 

Şirketin, devleti milyarlarca lira zarara uğrattığını, kurmak istediği termik santral için "ÇED olumlu" kararı aldıktan sonra işçi kıyımına başladığını, 1 yılda yaklaşık 100’e yakın işçiyi işten çıkardığını öne sürdü. 

Yalçınkaya, şirketin 28 işçiyi, "Size verecek işim yok, iş gücü fazlasısınız." diyerek işten çıkardığını, ancak daha sonra 50 Çinli işçiyi işe aldığını söyledi. 

HDP Siirt Milletvekili Kadri Yıldırım da Kudüs Günü dolayısıyla gündemdışı söz aldı. 

AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, CHP Grup Başkanvekili Engin Altay ve MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, yerinden söz alarak 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nı kutladılar. 

Akçay, 19 Mayıs'ın, Türk milletinin tarihindeki önemli dönemeç ve başlangıçlardan biri olduğuna işaret etti. Akçay, Samsun'da yakılan istiklal meşalesinin Amasya, Erzurum, Sivas, Balıkesir, Nazilli, Alaşehir ve Ankara'da milli kuvvetlerin bir araya gelmesiyle tüm vatan topraklarını sardığını söyledi. 

CHP Grup Başkanvekili Altay, 19 Mayıs'ın Meclis, ülke ve millet için en önemli günlerden olduğunu belirtti. Altay, bugünün, 29 Ekim, 23 Nisan, 30 Ağustos, 9 Eylül'e kaynak olan bir gün, kuruluş ve kurtuluşların adı olduğunu ifade ederek, "Yoktan var olmanın, tam bağımsızlığımızın ilham kaynağıdır. Böyle bir günün gençler başta olmak üzere, milletçe coşkusunu Türkiye'nin bazı noktalarında yaşayamamak, parlamentonun en büyük ayıbı olsa gerek. İstanbul Valiliğinin, Beşiktaş'taki kutlamaları yasaklaması, valinin cumhuriyeti içşelleştiremediğinin göstergesi olsa gerek. Bunun arkasında art niyet arıyorum, cumhuriyetin icaplarına uymaktan imtina etme anlayışı arıyorum, Atatürk'e kin arıyorum." diye konuştu. 

AK Parti Grup Başkanvekili Bostancı, Atatürk'ün 19 Mayıs'ta Samsun'a çıktığını, Türkiye Cumhuriyeti'nin mimarisini oluşturduğunu dile getirdi. Bostancı, 19 Mayıs'ın, işgalcilere karşı millet iradesinin örgütlenmesinin, direnişinin çok önemli bir miladı olduğuna işaret etti. 

TBMM Genel Kurulu'nda HDP Grubu'nun, Adana'da kadına yönelik şiddet olaylarının araştırılmasına ilişkin önergesinin bugün gündeme alınması önerisi kabul edilmedi. 

Danışma Kurulu toplanamadığından Genel Kurulun onayına sunulan grup önerisi üzerinde söz alan HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, kadına yönelik şiddet, istismar, taciz ve tecavüz olaylarının ülkenin en önemli sorunlarından biri olduğunu söyledi. 

Konunun sadece Adana ile sınırlı olmadığının, ülkenin her yerinde nüfusun yarısını oluşturan kadınları etki altına aldığının altını çizen Beştaş, kadına yönelik şiddetin katliam boyutunda seyrettiğini ve giderek arttığını ifade etti. 

Beştaş, 2017 yılının ilk dört ayında erkekler tarafından 101 kadının öldürüldüğünü belirterek, konuya ilişkin acil önlemler alınması, kadın cinayetlerine ilişkin haberlerde kullanılan dile dikkat edilmesi, yargının cezasızlık ya da indirim yaklaşımından uzaklaşması gerektiğini vurguladı. 

İktidarda olanların bu alanda büyük sorumluluğu ve görevi olduğunu ileri süren Beştaş, siyaset erkinin sorunun çözümünde etkin rol almasını istedi. 

MHP İstanbul Milletvekili Arzu Erdem de partisinin kadınların sorunlarının çözülmesine ilişkin çalışma ve önerileri her zaman destek verdiğini söyledi. 

İktidarın kadına yönelik araştırma ve soru önergelerine gereken hassasiyeti göstermediğini savunan Erdem, çıkarılan kanunların uygulamasında da sıkıntılar yaşandığını dile getirdi. 

Erdem, kadınlara yönelik ekonomik şiddet de yaşandığını anlatarak, çalışma hayatında yaşanan güçlüklerin bunlar arasında olduğunu, bu sorunların ivedi olarak çözülmesinin kadınların kendilerini güvende hissetmeleri açısından önem taşıdığını belirtti. 

Türkiye'de kadına yönelik şiddet ve cinayet olaylarındaki artışa dikkati çeken Erdem, bu konuda araştırma komisyonunun kurulmasının sorunların çözümüne katkı sağlayacağını düşündüğünü ifade etti. 

CHP İstanbul Milletvekili Sibel Özdemir, iktidar partisinin kadın sorunlarına çözüm üretme noktasında duyarsız kaldığını, Mecliste bu konudaki önergelere yaklaşımın ve üyelerinin çoğunluğu AK Parti'li olan komisyonların yeterli çalışma yapmamasının da duyarsızlığın göstergesi olduğunu öne sürdü. 

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının izlediği yaklaşımları da eleştiren Özdemir, kadın hakları konusunda çalışan sivil toplum örgütleriyle ayrım yapmaksızın iş birliği içinde olmasının gerektiğini de vurguladı. 

Özdemir, "Adalat ve Kalkınma Partisinin başta kadın sorunları olmak üzere ülkemizin hiçbir sorununa çözüm üretemeyeceği aşikardır." dedi. 

AK Parti Düzce Milletvekili Ayşe Keşir ise "AK Parti 15 yıllık iktidarı boyunca kadının güçlendirilmesi ve kadına yönelik şiddet konusunda ciddi adımlar atmıştır. Konuşmacıların bu konudaki ithamlarını üzüntüyle izlediğimi ifade etmek isterim." değerlendirmesinde bulundu. 

AK Parti'nin iktidara geldiği günden bu yana kadına yönelik çalışmalar ve hayata geçirilen yasal düzenlemeler hakkında bilgi veren Keşir, özellikle kadına yönelik şiddet açısından devrim niteliğinde önlemlere ve uygulamalara imza atıldığını bildirdi. 

Çocukların korunması ve kız çocukların okullaşmasına yönelik de önemli gelişme sağlandığını aktaran Keşir, kadının istihdama katılımı ve karar alma mekanizmalarındaki yerinin güçlenmesi noktasına yapılan çalışmalara işaret etti. 

Kadına yönelik şiddetin tüm dünyanın sorunu olduğunun altını çizen Keşir, bu konunun tek bir siyasi anlayışa mal edilmesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı. 

Herkesin popülist yaklaşımlar sergilemek yerine, konuya samimiyetle yaklaşması gerektiğini dile getiren Keşir, "PKK'nın dağa kaçırdığı, eline silah verdiği kız çocuklarına da ses çıkarılmadıkça biz bu samimiyete inanmayacağız." ifadelerini kullandı. 

HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan da yerinden söz alarak İstanbul Kınalıada'da üç kız çocuğunun cinsel istismara uğradığı iddiasına ilişkin haberi hatırlatarak, bu önemli ve üzüntü verici konuda hükümet yetkililerince Genel Kurula bilgi verilmesi gerektiğini söyledi. 

Meclis Başkanvekili Akif Hamzaçebi de olayın herkesin üzüntü duyacağı bir konu olduğunu belirterek, "Hiç tereddüt etmiyorum; TBMM'nin bütün üyeleri bu olayı şiddetle kınayacaktır. Biz de Başkanlık Divanı olarak şiddetle kınıyoruz. Gerçekten üzücü bir konu gündeme getirdiğiniz için teşekkür ederim." diye konuştu. 

Görüşmelerin tamamlanmasının ardından oylanan grup önerisi, reddedildi. 

AK Parti İstanbul Milletvekili Erkan Kandemir, "AK Parti döneminde gençlik politikalarımızın temelini, gençlerin bu toplumun asli unsuru ve öznesi olması oluşturuyor." dedi. 

CHP, gençlerin sorunlarının araştırılmasına dair önergenin bugün görüşülmesini grup önerisi olarak Genel Kurula getirdi. 

Grup önerisi lehinde söz alan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, gençlerin önemli kesiminin gelecekten umutsuz olduğunu savundu. Evde, okulda, sokakta şiddetin gençler arasında özenti durumuna geldiğini öne süren Gürer, gençlerin şiddete neden yöneldiğinin araştırılması gerektiğini söyledi. 

Gürer, şiddetin okul içine çekilmesi, madde bağımlılığı kullanımının ortaokullara kadar inmesinin nedenlerinin değerlendirilmesini istedi. 

Kızların okullaşmasının halen sorun olduğunu, erken yaşta evliliklerin devam ettiğini ifade eden Gürer, gençleri sorunlarından arındırmayı görev bildiklerini kaydetti. 

HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım da grup önerisi lehinde yaptığı konuşmada, 2002'den bu yana gençlerin gelecek umutlarının güçlenip güçlenmediğini, işsizliğin azalıp azalmadığını sordu. 

Yıldırım, gençelere daha iyi ilim, irfan, gelecek, iş öneremediklerini savunarak, "Son bir ayda Başbakan, Cumhurbaşkanı, bakanların söylemlerinden gençlere idam vaat ediyoruz." görüşünü savundu. 

Grup önerisi aleyhinde söz alan AK Parti İstanbul Milletvekili Erkan Kandemir, 30 yaş nüfusunun, toplam nüfusun yaklaşık yarısını oluşturduğunu söyledi. Kandemir, bu rakamın, Türkiye'yi, Avrupa'da en genç nüfusa sahip ülkelerden biri yaptığını, çok büyük güç olduğunu belirtti. 

Gençlerin sıkıntılarından birinin genç işsizliği olduğunu dile getiren Kandemir, bunu önlemek için hükümetin yaptığı çalışmalar hakkında bilgi verdi. 

Kandemir, "AK Parti döneminde gençlik politikalarımızın temelini, gençler bu toplumun asli unsuru ve öznesi olması oluşturuyor. Onlar, üzerinde düşünülüp, politikalar üreteceğimiz toplumsal kesimler değil, bu politikaların bizzat belirleyicisi, uygulayıcısıdır. Bunu son dönemde attığımız her adımda gösterdik. Seçilme yaşını 25'e, sonra 18'e indirdik. Bu aslında topluma, AK Parti'nin gençlikle ilgili ne söylediğini, bütüncül olarak tarif eden en önemli şey. Siz gençleri, üzerinde tartışılacak, demagoji üretilecek bir kesim olarak görüyorsunuz. Biz ise gençliği ülkenin asli unsuru olarak görüyoruz." diye konuştu. 

AK Parti Ankara Milletvekili Murat Alparslan da ülkenin esaretten kurtulmasına, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurulmasına katkı sağlayan en önemli unsurlardan birinin gençler olduğunu anlattı. Alparslan, gençlerin, 15 Temmuz'da da devlet ve ülkeye sahip çıktığını dile getirdi. Alparslan, geleceği gençlerle birlikte inşa edeceklerini vurguladı. 

Konuşmaların ardından CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi. 

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, "Yeniden yapılandırmalar vatandaşımızın işini kolaylaştırmak için getirdiğimiz kanunlardır. Bunların ekonominin iyi olmadığının göstergesi olduğu kanaatine katılmıyorum." dedi. 

TBMM Genel Kurulunda, Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerine devam ediliyor. 

Bakan Akdağ, teklifin ikinci bölümünün tümü üzerindeki görüşmeler sırasında milletvekillerinin sorularını yanıtladı. 

AK Parti iktidarları döneminde ödenemeyen kamu borçlarına yönelik çeşitli düzenlemeler yapıldığını hatırlatan Akdağ, şöyle konuştu: 

"Yeniden yapılandırmalar vatandaşımızın işini kolaylaştırmak için getirdiğimiz kanunlardır. Vatandaşımızın bir taraftan bu vergileri ödemesini sağlamak öbür taraftan da toplanamayan vergiler veya sigorta primleri sebebiyle bir ek gelir elde etmek için yapılıyor. Bunların ekonominin iyi olmadığının göstergesi olduğu kanaatine ben katılmıyorum. Bunu dengede tutmak lazım. Vergisini zamanında ödeyen vatandaşa avantaj getirmek gerekiyor. Bugün yaptığımız kanunda da aslında bunlar geliyor." 

Akdağ, İstanbul Kınalıada'da üç kız çocuğuna cinsel istismar iddiasıyla ilgili soruyu yanıtlarken de bu lanetli olayı kınadığını ifade etti. 

Olayın savcılığa intikal ettiğini belirten Akdağ, "Savcılık meseleyi takip edecek ve bu kişiler hakkında umarım ki en kısa zamanda adalet tecelli edecek ve ağır cezalar verilecektir." diye konuştu. 

Akdağ, iktidarları döneminde yapılan yasal düzenlemelerle kadın ve çocuklara yönelik cinsel istismar suçlarında cezaların artırıldığını da aktardı. 

MHP İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu, ekonomide 9 ay arayla arka arkaya iki yeni yapılandırma kanununun yürürlüğe girecek olmasına dikkati çekti. 

Af kanunlarının, vergi yükümlülüklerini zamanında yerine getiren mükellefler açısından adaletsiz bir durum yarattığını dile getiren Tanrıkulu, bu kişileri memnun edecek düzenlemelerin de hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. 

Ekonomide durgunluk yaşandığını, vatandaşın çok sayıda sorunla mücadele ettiğini savunan Tanrıkulu, şunları kaydetti: 

"Gerçek ekonomik hayatın verileri burada anlatıldığı gibi toz pembe değil maalesef. Ticari hayatın olumsuz rakamlarının çok ciddi kaygı verdiğini görüyoruz. Burada yapılan birtakım suni düzenlemelerin durma noktasına gelen piyasalara bir canlandırma yapmasını beklememiz abesle iştigal olacaktır. Son yılların belki de en durgun ve en kötü zamanlarını yaşayan piyasalar, girişimcilerimizin, esnafımızın finansmana erişimini ucuzlatacak ve kolaylaştıracak uygulamaların devreye girmesi ile aşılabilecek gibi görünüyor. Yoksa burada dünden bu yana görüştüğümüz kanun teklifindeki günü kurtaran çözümler sadece günübirlik birtakım uygulamaların karşımıza çıkmasına sebep olur." 

CHP Grubu adına konuşan İstanbul Milletvekili Bihlun Tamaylıgil de düzenlemenin daha önce yapılan hataların neden olduğu sorunları çözecek nitelikte olmadığını savundu. 

Geçen yıl yapılan alacakların yapılandırılmasıyla ilgili düzenlemenin yetmediğinin görüldüğünü ve yeni bir düzenleme yoluna gidildiğini belirten Tamaylıgil, bu günübirlik çözümlerden vazgeçilmesi, genel nitelikli ekonominin önünü açacak tedbirler alınması gerektiğini söyledi. 

Tamaylıgil, "Ben merak ediyorum şu af ya da yapılandırma hiç mi zamanında en yüksek oranda vergisini ödeyen ücretli çalışana gelmez. Biz her zaman onlardan tıkır tıkır vergisini alırız ama Allah için o ödeyenler için herhangi bir teşekkür karşılığı olacak düzenlemeyi yapmayı beceremeyiz." dedi. 

HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım da 1,5 yıl TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görev yaptığını ve bu süreye 2 vergi affının sığdırıldığını belirtti. 

Bir ülkede insanların vergilerini ve borçlarını neden ödeyemediklerinin, kişiye, kuruma ya da devlete olan yükümlülüklerini neden yerine getiremediklerinin ayrıntılı olarak irdelenmesi gerektiğini ifade eden Yıldırım, Türkiye'de bu sebepler arasında gelir düzeyinin düşmesinin, insanların işlerini kaybetmesinin, genel siyasi ve politik haklardaki kayıpların bulunduğunu savundu. 

Yıldırım, "Yoksul halk devlete ve kurumlara olan yükümlülüğünü önemli oranda yerine getirirken, özellikle büyük şirketlerin ve holdinglerin borçlarının yapılandırılması teklifiyle karşı karşıya olduğumuzu bir kez daha ifade etmek isterim. Emekçi bütün tüketimini esnafla temas ettiği ilk anda öder. Vergisini dükkandan çıktığında ödemiş olarak çıkar. Araba, konut alıyorsa tapusunu ya da ruhsatını aldığında vergisini ödemiş olur. Sabit gelirli, taşeron işçi bordrosunu aldığında vergisini ödemiş olur. Oysa holdingler açısından durum böyle değildir." değerlendirmesinde bulundu. 

AK Parti Rize Milletvekili Hikmet Ayar ise şahsı adına yaptığı konuşmada, teklifteki bazı düzenlemelere değindi. 

Yasal düzenlemelerin gerekçelerinin ve neden ihtiyaç duyulduğunun gözden kaçırılmaması gerektiğinin altını çizen Ayar, zaman içinde ihtiyaçlar doğrultusunda ortaya çıkan düzenlemelerin vatandaşın yararına olduğunu vurguladı. 

CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal ise şahsı adına söz aldı. 

Bazı tutuklu avukatlar için bugün Ankara adliyesinde adalet nöbetine başladıklarını ifade eden Tanal, amaçlarının hukuksuz uygulamalara dikkati çekmek olduğunu söyledi. 

Bir saatlik nöbetlerinin son 10 dakikasında güvenlik güçlerinin "Bunları süpürün" ifadesini kullanarak kendilerine müdahale ettiğini anlatan Tanal, bunun yanlış bir ifade ve yanlış bir yaklaşım olduğunu dile getirdi.

18/05/2017

Bu haber 1101 kişi tarafından okundu.

Bu Habere Yorum Yap
Bu habere yorum yapılmadı.

 

adınız ve soyadınız lütfen! minimum 7 karakter! maksimum 50 karakter!.   zorunlu alan. minimum 20 karakter. maksimum 500 karakter!

Sayısal Yazılım

Neden Liberal Gazete?

bilgi@liberalgazete.com

© Copyright - 2013 Liberal Gazete