16.01.2018 :
Aydın Rozental : Siyasi Partileri ile Ters Düşen Yöneticiler
Aydın Rozental

Siyasi partilere üye olmak, siyaset gibi kaygan bir zeminde insanları tedirgin eden bir eylemdir. Bireylerin Karı – Koca veya Kardeş olsalar bile fikirleri yüzde yüz oranında birbiri ile tutmaz. Bir bireyin tüzel kişiliğe sahip bir parti ile fikirlerinin yüzde yüz tutması da normal koşullarda imkansızdır. Değişen koşullar partilerin farklı tavırlar almasına sebep olabilir. Bu tavırların da üyelerinin tamamı tarafından benimsenmesi beklenemez. İşte bu noktada partili bir birey, partinin yolu ile kendi yolu arasında kalır.

 

Partisiz bir bireyin değişen koşullar karşısında siyasi tavrını değiştirmesi daha kolaydır. Öte yandan partiler bireylerden oluşur ve bireyler olmadan bir parti hiçbir şey yapamaz. Mevcut siyasal sistemde partilerin varlıklarını sürdürmeleri demokrasi açısından önemlidir. Bu da bazı insanların bu partilerde görev alması, bu partiler için çalışması ile mümkün olabilir.

 

Resmen partili olmak ve bir parti için çalışmak, resmen partisiz olup bir parti ne derse onu savunmaktan çok daha onurlu bir harekettir. Çünkü bireyler partili olmakla ve partilerinde görev almakla, o partilerin politikalarına az ya da çok etki etme şansına sahiptirler. Keza partili bireyler partilerinin yaşamasını sağlayarak demokrasiye de katkıda bulunurlar.

 

Peki hayati bir konuda bir parti yetkilisi, partisi ile ters düşerse ne olur ? Böyle bir şey olma ihtimali her zaman vardır ve gayet normaldir. Sonuçta partiler bir tüzel kişiliktir ve karar organları partinin politikalarına yön verir. Bir parti yetkilisi bu organlarda yer alsa bile her zaman isteğini kabul ettiremeyebilir. Nitekim dün Sayın Bülent Arınç geçmişte bazı şeyleri partisine kabul ettiremediğini, ancak parti kararına uyarak, partinin kararları yönünde çalıştığını, açıkladı.

 

İşte bu noktada bireyler bir ikileme düşebilir. Partisiz bir birey, beğenmediği bir politikadan dolayı siyasi tercihinde istediği gibi değişiklik yaparken, parti yöneticileri ise aynı durumda istemedikleri şekilde parti kararı doğrultusunda hareket etmek zorunda kalabiliyorlar.

 

Bu noktada ben olaya biraz daha üstten bakılması gerektiğini düşünüyorum. Her şeyden önce bir partinin politikası, o parti üyelerinin büyük çoğunluğunun fikrine göre belirlenmelidir. Bu yapıldığı takdirde belirlenen politikadan memnun olmayan partili sayısı düşük olur.

 

Öte yandan bir partilinin kendi fikirlerini bir kenara koyarak, inanmadığı bir parti kararını savunmasını ben doğru bulmuyorum. Diğer yandan bir kaç konuda ters düşüldü diye partilerden istifa edilse, hiçbir partide çalışacak kimse kalmaz. Bazı insanlar da parti değiştirmekten fırıldak gibi olur.

 

Parti kararına ters düşen sade bir parti üyesi için fazla sorun yok. Üye herhangi bir görevi olmadığından kendi bildiği gibi hareket edebilir. Nitekim bir çok parti seçimlerde üye sayısından az oy alabiliyor. Ama bir görevi olan veya yönetici pozisyondaki bir partili ne yapacak ? Açıkçası bir parti yetkilisinin, kendi doğru bildiğini yapmak adına partisi için çalışıyor numarasına yatıp, işleri bilerek aksatması veya seçimde sandık başında başka partiye oy vermesini etik bulmuyorum.

Bu noktada iş parti içinde çözülmelidir. Tabi ki parti yapısı bunu yapabilecek kadar demokratik olmalıdır. Parti kararı ile ters düşen parti görevlileri kendilerini açık açık ortaya koymalı, icabında görevlerini devretmeli ve beklemeye çekilmelidirler. Elbetteki kişinin hemen her konuda ters düştüğü bir partide bulunmasının bir anlamı yoktur. Öyle bir durumda istifa etmek hem kendisi, hem de parti için daha hayırlıdır. Ama geçici bir uyumsuzluk tolore edilebilir ve edilmelidir. Partinin çoğunluğu da alınan kararı desteklediğinden, bu geri plana çekilecek az sayıda kişinin yeri doldurulabilir.

Partiler aldıkları kararların sonuçlarını kısa sürede görürler. İşte itiraz ettikleri için kenara çekilmiş kişiler, kararların yanlış sonuçlar vermesi durumunda partiyi yoluna koyacak olan parti içi muhalefeti oluştururlar. Parti içi muhalefet kötü bir şey değildir. Partinin canlı ve yeni fikirleri olması, ayrıca demokrasinin tam olarak işlemesi için şarttır.

 

Keza itiraz edenler yanılmış, parti, politikaları sonucu atılım yapmış da olabilir. Bu durumda da itiraz edenler hatalarının bedelini geri plana düşerek öderler ama yine parti için çalışabilirler.

 

Tabi ki bütün bu görüşlerim gerçekten demokrasi isteyen partiler ve liderleri için geçerlidir. Yoksa bu tarz bir ters düşme parti lideri tarafından parti içi muhalefeti temizlemek ve kendi “Küçük krallığı” için dikensiz gül bahçesi yaratmak için de kullanılabilir. Zaten öyle yönetilen bir partide de kendi fikirleri ve etik değerleri olan insanların barınması mümkün değildir.

Bu makale 8694 kişi tarafından okundu.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan köşe yazıları/makaleler yazarların kendilerine ait görüşleridir. Köşe yazıları, makale ve yorumlardan Liberal Gazete veya liberalgazete.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Yazı, makale, yorum, herhangi bir içeriğin anayasa ve yasalara aykırı olamayacağı açıktır.
Sayısal Yazılım

Neden Liberal Gazete?

bilgi@liberalgazete.com

© Copyright - 2013 Liberal Gazete