21.01.2018 :
Aydın Rozental : Ekonomi mi, Demokrasi mi ?
Aydın Rozental

2007 seçimleri öncesi üye olduğum bir grupta öncelik açısından “Ekonomi” mi, yoksa “Demokrasi” mi diye bir soru sorulmuştu. O dönemde çoğunluk “Demokrasi”yi savunmuş, ben ise “Ekonomi”yi savunmuştum. O kadar iyi savunmuştum ki, bir çok kişi tebrik etmişti.

Şimdi aradan geçen zamandan sonra ben yine aynı konu üzerinde düşünüyorum. 8 yaş daha yaşlı ve tecrübeliyim. Keza son yıllarda siyaset ve felsefe ile daha yakından ilgileniyorum. Açıkçası şu an aynı rahatlıkta “Ekonomi” diyemiyorum. Ama “Demokrasi” de demekte zorlanıyorum.

Her şeyden önce demokrasinin sağlıklı olmadığı bir ülkede, ekonominin de o kadar iyi olamayacağını biliyorum. Özellikle gelişmekte olan bir ülkenin yabancı sermaye ile arasının iyi olması gerektiği bir gerçek. Yabancı sermaye ise yatırım yapmak için istikrar, para vermek için güvence ister. Ve bir ülkede demokrasi olmaması, o ülkeyi riskli bir hale getirir.

Diğer yandan önümüzde bir Yunanistan örneği var. Demokrasiyi en iyi şekilde kullanarak, uç bir partiyi iktidara getirdiler. Ekonomileri düzeldi mi ? Hayır. Ben bu satırları yazarken Yunanistan'ın birkaç gün sonra iflas edebileceği konuşuluyordu. Demek ki demokrasi her zaman olumlu sonuç vermeyebiliyor.

Platon, demokrasiden nefret ederdi. Bilinçsiz halkın yönetici tercihlerinde hata yapabileceklerini savunurdu. Ona göre devlet kesinlikle bir filozof kral tarafından yönetilmeliydi. Gerçekten de tarihte filozof krallar tarafından bazı dönemler iyi bir şekilde yönetilmiş ülkeler var. Ancak çok az.

Kant ise iktidarın getirdiği gücün filozofların muhakeme yeteneklerini körelteceğini savunurdu. Ama bir filozofun bile muhakemesini zayıflatan iktidarın, normal bir insanı ne hale getireceği hakkında ne düşündüğünü bilmiyorum. Bu yüzden ABD'de bir Başkan en fazla 2 kere seçilerek 8 yıl başkanlık yapıyor.

Sonuçta sistemde önemli olan hususun lider olduğu ortaya çıkıyor. İyi bir kral, pekala seçilmiş bir başkandan daha iyi yönetim gösterebilir. Öte yandan demokrasi halka kötü bir başkanı değiştirme şansı verirken, kötü bir kralı değiştirmek kolay değildir.

Böylece ekonomiye geri dönüyoruz. Bakın 8 sene önce ne demişim, aynen alıyorum.
--------------------------------------------------------
Ekonominin ne demek olduğundan anlamayanlar için biraz açıklama.

* Çöplükte yemek arayan aç insanlar.
* İşsiz yeni Üniversite mezunları.
* Hasbel kader iş kurmuş, ama gırtlağa kadar borçla batmış girişimciler.
* Maaş alamayan işçiler ve çalışanlar.
* Parasızlık yüzünden evlenemeyen gençler.
* Kredi kartı mağdurları.

Bunlar işin insani boyutlarından bazıları.

* Dünya'da tırım tırım borç arayan bir ülke.
* Bütün varlıklarını yurt dışına satan bir devlet.
* Dışarının ekonomik tehditleri ile herşeyi kabul eden bir hükümet.
* Silah alacak parası olmayan bir ordu.
* Artan terör, hırsızlık, kapkaç ve çeteler.

Bunlar da başka bazı boyutları...
--------------------------------------------------------------------

Bu yazdıklarım konusunda bugün hiçbir fikir değişikliğim yok. Ama bu noktada o dönem düşünmediğim bir husus aklıma geldi. Hiçbir iktidar kendisini ve yaptıklarını kötülemez. Demokrasi olmayan bir ülkede ekonomi yukarıda saydığım bütün olumsuzlukları taşısa bile, iktidar bunları gizleyebilir. Veya muhalefetin dile getirmesini önleyebilir. Bireyler kendi yaşadıkları zorlukları kısa süre sonra düzelecek bir istisna olarak görebilir. Keza demokrasi de olmadığından bunları halk bu ekonomik olumsuzlukları farketse bile bir şey yapamaz.

Ama soru “Ekonomi mi, demokrasi mi önceliklidir” di. Bu sebeple yukarıda söylediğim husus geçersiz oluyor ve demokrasinin problemli olmasına karşın, ekonomide gerçekten her şeyin iyi gittiğini varsayıyoruz.

Olayın en önemli yönü yaşanabilirlik. Kuzey Koreyi ele alalım. Çok yüksek bir maaş, güzel bir ev ve araba karşılığında Kuzey Kore'de yaşar mısınız ? Libya'da halka bir çok şeyi bedava veya çok ucuza veren Kaddafi niçin linç edildi ?

LDP Lideri Cem Toker dün televizyonda bir söz söyledi. “Dünyanın en iyi anayasası, kötü niyetli uygulayıcıların elinde felaket olabilir.” Dünya'da da İngiltere dışında bütün demokratik olduğunu söyleyen ülkelerin Anayasaları olduğunu biliyorum. Hepsinin iyi durumda olduğunu söyleyemeyiz.  O halde bir ülkenin anayasasının olması ve demokratik olduğunu iddia etmesi, yeterli değil. “Demokrasi”den daha önemli bir kavram var ki, o da “Adalet”.

Ben yukarıda sorduğum soruyu yanıtlarsam. Kuzey Kore'de verilen ekonomik imkanlara karşın, adalete güvenemediğim için yaşamak istemem. Aynı şekilde toplumun bir kesiminin, doğuştan gelen veya sonradan kazandığı bazı özellikleri nedeniyle, devlet yetkilileri tarafından kayırıldığı bir ülkede de yaşamak zordur. “Sen benim kim olduğumu biliyor musun” cümlesi ne kadar çok kuruluyorsa, o ülkede adalet o kadar bozuktur. Çünkü adalet kişilerin kim olduğuna bakmaz. Adalet heykelinin gözleri o yüzden bağlıdır.

Bir ülkede genel veriler ışığında ekonominin iyi olması yetmez. Gelir dağılımının da düzgün olması gerekir. Adil bir yönetim, halkının çeşitli kesimleri arasında ekonomik yönden bir uçurum açılmasını da önler.

Sonuçta ekonomi de, demokrasi de adalet olmadan sağlıklı bir sonuç vermiyor. “Ekonomi mi, demokrasi mi öncelikli” sorusuna günümüzde vereceğim cevap böylece belli oldu. Önce Adalet !

Bu makale 9013 kişi tarafından okundu.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan köşe yazıları/makaleler yazarların kendilerine ait görüşleridir. Köşe yazıları, makale ve yorumlardan Liberal Gazete veya liberalgazete.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Yazı, makale, yorum, herhangi bir içeriğin anayasa ve yasalara aykırı olamayacağı açıktır.
Sayısal Yazılım

Neden Liberal Gazete?

bilgi@liberalgazete.com

© Copyright - 2013 Liberal Gazete