21.01.2018 :
Aydın Rozental : Bireyci ve Siyaset
Aydın Rozental

Bir Bireycinin iki yönü vardır. Kendisini düşünmesi ve Kendi fikirlerini savunması. Bireyci bunlardan hangisi daha ağır basıyorsa ona göre davranır. Ağırlıklı olarak kendisini düşünen bir bireycinin siyaset yapması kolaydır. Kişisel çıkarı hangi partiye yakın durmayı gerektiriyorsa, “ki bu genelde iktidar partisi olur.” ona yakın durur. Nitekim bunlara genellikle liboş deniyor. Ağırlıklı olarak kendi fikirlerini savunan bir bireycinin ise siyaset yapması zordur.

 

Siyaset hayatın her alanını kapsayan bir şeydir. Siyasi bir ideoloji tüm ekonomik ve sosyal konularda insanlara bir kalıp sunar. Siyasi partiler de ister bir ideolojiyi savunsun, ister tamamen kendi programına sahip olsun, kendi kalıplarına sahiptir. Bununla birlikte herhangi bir insanın, bir siyasi partinin bütün görüşlerini tamamen kabul etmesi mümkün değildir.

 

İşte bu aşamada bir parti üyesinin bazı tavizler vermesi gerekir. Kendi fikirlerinin önemine inanan bir bireycinin bunlardan taviz vermesi zordur. Bireycinin bu tavizi vermesi için bazı kazanımları olması gerekir.

 

Daha önce yazılarımdan birinde bireylerin yaptıkları her şey için maddi ya da manevi bir beklentileri olduğunu yazmıştım. Buna siyasi parti üyeliği de dahildir. Ve bir bireyin bir siyasi parti için çalışmasından bazı beklentileri vardır. İşte bu beklentiler bireycinin taviz vermesi için gerekli olan motivasyondur. Bu taviz verilmediğinde parti ile ters düşülmüş olur.

 

Partisi ile ters düşen yöneticiler konusunda da bir yazı yazmıştım. O yazımda konunun öncelikle parti içinde çözülmesi gerektiğini, ters düşen yöneticinin görevlerini devrederek kenara çekilmesi ve beklemesinin daha doğru olacağını söylemiştim. Ama kişinin hemen her konuda ters düştüğü bir partiden istifa etmesinin de daha iyi olacağını da belirtmiştim.

 

Bu noktada yine bireyin partiden beklentileri önem kazanıyor. Bir bireyci, partisinden eğer bir ünvan dışında, partinin programının ülkeye getirecekleri ile ilgili bir beklentiye sahipse, bu beklentinin gerçekleşebileceği tek koşul, partinin iktidara gelmesidir. Bu yüzden parti en başta bu iradeye sahip olmalı, sonra da gerekli koşulları kendisine sağlamalıdır. Bu koşulları zaten olması gereken programının dışında, iyi bir lider, aktif bir kadro, medya desteği ve finans desteği olarak genelleyebiliriz. En önemlisi de partinin bir rüzgar yaratması ve bu rüzgarı arkasına almasıdır.

 

Bu seçimlerin kazananı sayılan HDP bütün bu bahsettiğim özelliklere sahiptir. Bütün seçmenlerin olumlu veya olumsuz bir şekilde partiyi konuşması ve partinin barajı geçebileceğine inananlar olması bahsettiğim rüzgardır.

 

İşte birey, eğer partinin bu özelliklerden bir veya birkaç tanesine sahip olmadığını biliyorsa, partinin değil iktidara gelmek, barajı bile aşamayacağını bilir. Tabi partilerin içinde olan Grup psikolojisinden etkilenmediyse. Grup psikolojisi gruba dahil olan kişileri etkileyerek olayları farklı görmesini sağlayan ve doğru değerlendirmesini önleyen bilimsel bir gerçektir.

Parti içinde sürekli kendisi ile aynı hedeflere ve büyük oranda aynı fikirlere sahip insanlar ile birarada olan birey, bir süre sonra çevresindeki çoğunluğun bütün halkı temsil ettiğini düşünmeye başlar. Etrafındaki az sayıda kişinin gerek gerçek hayatta, gerek internet ortamında sürekli karşısına çıkması ve parti hakkında konuşması, bireyde sanki partinin herkes tarafından bilindiği ve takip edildiği duygusu oluşurur. Oysa şu bir gerçek ki çoğu kişi seçime giren 20 partinin en az yarısının adını bile sayamaz. Ben de dahil.

 

Bir de vefa duygusu vardır. Birey, aynı hedef için bir süre beraber çalıştığı ve hala kendilerinden fedakarlık ederek bir şeyler yapmaya çalışan insanları kolay kolay yarı yolda bırakmak istemez.

En başa dönersek grup psikolojisinden etkilenen bir bireyci, bu koşullar altında bir parti toplumunun parçası haline gelir ve bireyciliğinin baskın yönü olan kendi fikirlerini savunma güdüsünü geri plana atar. Kısacası bireycilikten çıkar.

 

Kendi fikirlerini savunurken grup psikolojisinden etkilenmeyen bir bireyci ise gerçekleri görebilir ve partiden manevi anlamda herhangi bir şey elde edemeyeceğini de farkeder. Siyasi faaliyetinin bir anlamı kalmaz. Tabi bu durumda bireyci bir programı olan partilerin de gerçek bireyciler ile sağlıklı bir faaliyet göstermesi zordur.

Bu makale 8734 kişi tarafından okundu.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan köşe yazıları/makaleler yazarların kendilerine ait görüşleridir. Köşe yazıları, makale ve yorumlardan Liberal Gazete veya liberalgazete.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Yazı, makale, yorum, herhangi bir içeriğin anayasa ve yasalara aykırı olamayacağı açıktır.
Sayısal Yazılım

Neden Liberal Gazete?

bilgi@liberalgazete.com

© Copyright - 2013 Liberal Gazete