10.12.2017 :
Ferzan Heysem : Dünya Düzeni ve Amerikan Sistemi
Ferzan Heysem

 

              2008 yılında ABD de başkanlık seçimleri yapılmıştı. O dönemlerde Demokrat Parti’nin Siyahi Adayı Barack Obama seçimi kazanmıştı. Seçim döneminde ve sonrasında da Obama’yı Müslüman bir aileden geliyor tezi işleniyor, Müslüman toplumlar üzerinde kurtarıcı etki bırakılmaya çalışıyordu. Yani Müslümanları kaos ve zulümden Barack Obama kurtaracaktı(!). İlginç olan bu teze bizim ülkemizde de azımsanmayacak kadar inanan insan vardı. Her kesimden insanı kendine inandırmıştı Amerikan kapitalizmi ve piyasaya yeni sahte bir kahraman sunuyorlardı. Çevremdeki herkese özellikle de Obama’yı kurtarıcı olarak görenlere ısrarla ‘gözünüzü boyuyorlar Obama kurtarıcı değil, yalan söylüyorlar’ desem de basiretleri bağlanmış, algıları kapanmış olduğu için kendi bildikleri yanlışa inanmayı tercih ettiler.  Çünkü ABD sistemini bilmiyorlardı. ABD’nin masonların kurduğu ilk devlet olduğunu bilmiyorlardı. O dönemde bakın dedim Obama seçilir seçilmez ilk yapacağı şey Afganistan’daki asker sayısını arttırmak olacaktır. Keza öylede oldu. Irak’tan askerlerini çekecek dediler. ABD askerlerini çekse bile küçük bir birlik orda bırakacaktır dedim aynen öyle oldu. ABD’nin demokrasi götürdüğü yerlere bakın bir daha iflah olmuyor. Obama 2012 yılında yine başkan olarak seçildi. Bize hep cambaza bak dediler, ardından da Yahudi para babaları gelip her şeyimizi sömürdüler. Hiçbir şey görmedik. Hiçbir şey fark edemedik. Çünkü cambaza bakmakla meşguldük. ABD sistemini bilmeden dünya düzenini bilmek imkansızdır. ABD’yi süper güç zannederiz halbuki ABD’yi kurup taşeron olarak kullanan İngiltere’yi bilmeyiz. Güneşi batmayan Büyük Britanya’nın ABD’yi bile yönettiğini bilmeyiz, bize öğretmezler. Bize cambaza bakmayı, gerisini boş vermeyi öğrettiler.

         

              ABD nasıl kuruldu. ABD nasıl bu kadar güçlü bir devlet oldu. Hadi sizinle United States of America yani Amerika Birleşik Devletleri’nin kuruluşundan günümüze kadar bir yolculuk yapalım. Amerikan kıtasının 1492 yılında Avrupalılar tarafından keşfedildiği falan filan söylenir. Resmi tarihte de bu şekilde geçer. Resmi tarih her zaman aldatıcıdır ve yalanlarla doludur. İngiltere’den Amerikan kıtasına 13 koloni gitti. Bu 13 koloni yerli halkı öldürüp soylarını tüketip, her türlü kıyımdan geçirip yok etti. Amerikan kıtasına zorla sahip oldular. Amerikan filmlerinde kızılderelilerin yamyam gibi oldukları, insan eti yedikleri, zalim oldukları filan hep anlatılır. Bunların hepsi koca bir yalandır. Nasıl İsrail zorla zulümle Filistin topraklarına kurulduysa İngiliz kolonileri de aynı şekilde Amerikan topraklarına sahip oldular. Koloniler İngiltere’nin kendilerinden aldıkları yüksek vergilere dayanamayıp isyan ettiler ve altı yıl süren savaşı Amerikan kolonileri kazandı. Bu anlattığım resmi tarihten bir alıntıydı. Halbuki gerçek bundan çok farklıydı. Büyük Britanya, dünyanın dörtte üçünü sömürgeleştirmişti fakat ters giden bir şeyler vardı. İngiliz aklı, yönettiği bu toplulukların bir gün ayaklanıp bağımsız olmak isteyeceklerini biliyordu. Bu yüzden birden yok olmamak için ABD‘yi görünürdeki yeni süper güç yaptı. Kendi de ABD’nin arkasındaki gerçek güç oldu. Baktığımız zaman hala dünyayı İngiltere yönetir. Mesela ada ülkesi Avustralya bağımsız gibi görünse de aslında Büyük Britanya’ya bağlıdır. Avustralya bayrağının sol üst köşesinde İngiliz bayrağı vardır. Avustralya’da devlet başkanı yoktur. Başbakan ve onun üstünde genel vali vardır. Genel valiyi İngiltere kraliçesi atar. Avustralya dışında Kanada, Yeni Zelanda, Barbados, Bahama Adaları, Grenada, Saint Lucia, Saint Vincent ve Grenadinler, Antigua ve Barbuda, Saint Kitts ve Nevis, Belize, Fiji, Papua Yeni Gine, Solomon Adaları, Tuvalu gibi ülkelere Kraliçe genel vali atamaktadır. Yani bunlar sözde bağımsız devletlerdir.

          

               Gelelim yeniden ABD’ye. Yani ABD İngiltere tarafından bilinçli olarak yeni süper güç olarak oluşturuldu. ABD’nin ilk başkanı George Washington masondur. ABD masonlar tarafından kurulan ilk devlettir. İkincisi İsrail’dir.

ABD özgürlükler ülkesi diye geçer ama yıllarca zencilere yaptıkları ayrımcılık ve zulüm dillere destandır.

 

              ABD’de seçim sistemi de bizden farklıdır. ABD başkan adayı olabilmek için Amerikan yasasına göre, resmi olarak bir kiliseye üye olmak(kilise cemaatinden olmak) yani dindar bir Hristiyan olmak gerekir. Kiliseye cemaat olabilmeniz için ilgili kiliseye kayıt yaptırmak gerekir. Bizde olsa şeriat geliyor, Türkiye İran mı olacak diye yaygara koparanlar, ABD’yi bu uygulamayla demokratik buluyorlar sanırım. ABD de iki meclisli sistem vardır. Tepede meclis altta da senato vardır. Senatodan geçmeyen bir yasa Meclise gelemiyor. Senatonun % 80’inden fazlası Yahudi’dir. Yani Yahudilerin istemediği bir şey ABD’de yasalaşamaz.

 

              ABD’de iki partili sistem vardır. Biri Cumhuriyetçiler diğerleri Demokratlar. Genel de bir dönem Cumhuriyetçilerin adamları başkan olur. Bir dönem demokrat partinin adayı başkan olur(Demokrat Partinin adayı Obama iki dönemdir üst üste başkan oldu). Cumhuriyetçilerden aday seçilirse mutlaka ABD bir ülkeye savaş açacaktır(Bush’ta olduğu gibi). ABD savaş ile karizmasını çizdirir. Ardından demokratların adayı gelir ortalığı yumuşatıp, ABD’nin dünya çapında karizmasını yeniden kazanmasını sağlamaya çalışır. Bush Afganistan’a savaş açtı. Obama arkasını toparladı. Bu hep böyle olmuştur. ABD de başkanlık yarışında kanunen partilere üye olmayan bağımsız adaylar yarışır ama iki partinin de desteklediği adaylar vardır. Demokratların Obayı desteklediği gibi. Seçim sonucu demokratların zaferi olarak görüldü.

Yahudiler iki partinin adayına da destek verir. Hangisi kazanırsa kazansın önemli değildir. Seçimin galibi dünya baronlarıdır. Dünya baronlarının istemediği hiçbir şey ABD’de gerçekleşmez. Olaya bu açıdan bakmanız da fayda var. Amerikan başkanları birer piyondur o kadar.

 

              Dünya düzenini anlamadan çevremizde yaşadığımız olayları sağlıklı bir şeklide kavramamız ve yorumlamamız mümkün değidir.

 

 

Selam ve Dua ile…

 

 

 

 

Bu makale 9447 kişi tarafından okundu.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan köşe yazıları/makaleler yazarların kendilerine ait görüşleridir. Köşe yazıları, makale ve yorumlardan Liberal Gazete veya liberalgazete.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Yazı, makale, yorum, herhangi bir içeriğin anayasa ve yasalara aykırı olamayacağı açıktır.
Sayısal Yazılım

Neden Liberal Gazete?

bilgi@liberalgazete.com

© Copyright - 2013 Liberal Gazete