10.12.2017 :
Fahrettin Dağlı : MEŞRUİYETTEN, MER’İ HUKUK DÜZENİNDEN VE AHLAKTAN ASLA AYRILMAMAK…
Fahrettin Dağlı

Tabirimi hoş görün lütfen, Reza Zarrap denilen çocukları yaşındaki bir adamdan nemalanan, rüşvet alan bakanların bu fiilleri ikrar edildikten sonra halen ‘yapılan ekonomik muameleler/transferler Türkiye’nin yararına idi’ tezini savunacak bir Allah’ın kulu çıkar mı?

Efendim “Bu durum Amerika’nın veya genel olarak Batının Türkiye’yi kuşatma harekâtı veya ekonomik anlamda tuş etme ameliyesidir.” diye tefsir edenler var. Böyle olup olmadığını bilecek durumda değilim. Olabilir, mümkündür. Uluslararası ilişkilerin temelinde rekabet vardır, rakibini ütme vardır… Bu tüm devletler için geçerlidir. 

Halbuki asıl olan şu idi: Ne olursa olsun taahhüt altına girdiğiniz uluslararası anlaşma ve sözleşmelerin hilafına bir fiil içerisine girmemekti. Bu manada gerek iç gerekse uluslararası hukukta meşruiyetten asla ayrılmamak ve genel ahlaki ilkelerden sapmamaktı. Hadi girdiniz ve ayrıldınız, bari giriş ve çıkışları denetleseydiniz…(Türkiye’yi denetimsiz idare etmenin ne demek olduğunu en iyi bilenlerden biri olduğum kanaatindeyim.)

Ne yazık ki bu ülke beş-on yıldır hukuk düzeninden, denetimden, ehliyet ve liyakatten, uzmanlıklara iltifattan koptu. Koptukça da bütün düzenler alt üst oldu. Siyasetten, ekonomiye; eğitimden, kültüre; iç ilişkilerden, dış ilişkilere… Ama istisnasız her alanda… Böyle olması bir sürpriz mi? Hayır! Sebep-sonuç ilişkisi dairesince karşılaştığımız neticeler… 

Kontrolsüz ve denetimsiz her ekonomik faaliyet istismara kapı aralar. Kayıt dışı her girdi ve çıktı birilerinin iştahını kabartır. Bunun böyle olacağını akletmediniz mi? Yoksa bir zamanlar Özal Hükümetleri döneminde, ‘Merkez bankasının döviz girdilerine ihtiyacı var. Onun için naylon şirketler üzerinden ve yine naylon belgelerle hayali ihracata tolerans gösterip kara para aklama operasyonlarına yeşil ışık yakılması gibi mi?’ O dönemde maliyede uzman olarak görev yapıyordum. İdare adına mahkemelere savunma metinleri yazıyorduk. Dönemin hükümeti göz göre göre bu kalpazanlara gayrimeşru kapıları aralamıştı. Ve yaşı müsait olanlar hatırlarlar; o dönemde de türedi zenginler oluşmuştu. Tahtakaleden topladıkları dolarları, sahte fatura ve belgeler eşliğinde getirip Merkez Bankası’na ihracat karşılığı olarak gösterip, neredeyse ihracat meblağının %100’e yakınını teşvik olarak alıyorlardı. Taş atıp kolları yorulmadı. Haksız ve haram iktisaplar Özal ekonomisini çökertti. 

Ne yazık ki bu arkadaşlar da dünde yaşanmış bu kepazelikten ders çıkartmamışlar. İnsanları rüşvete ve dolayısıyla harama bulaştıran her ameliye şeytanın bir tuzağıdır. Ne yazık ki bu arkadaşlar da bu tuzağa düşmüşler. Tuzak içerden mi, yoksa ABD ve Batı patentli mi? Ne fark eder? Sizler akıllı ve basiretli davranmadıktan sonra herkes sizi aldatır ve tuzağa düşürür. Hani o dilinize pelesenk yaptığınız ‘Üst Akıl’, siz de yok muydu? Akıldan mahrum hale mi geldiniz? Hayır? Siz bu ülkenin yetişmiş insan potansiyelinin aklını değil nefsini okşadınız ve tablo olarak da bugün şekil-A’da görüldüğü gibi İranlı bir maceracının arkasına takılıp gittiniz. Çok yanlış bir iş yapmışsınız. Bence savunmayı bırakınız, hatanızı kabul ediniz. 

‘Yok Türkiye ekonomisinin faydasına imiş, yok Zarrap ABD’nin ajanı imiş, yok bu bir Fetö operasyonu imiş’ gibi savunma mekanizmalarına iltifat etmeden, yapılan işin bütün usul ve esasları ile birlikte yanlış olduğunu kabul edin. O saydığınız savunma mekanizmalarının hepsi de doğru olabilir ama bugün sonuçları konuşuyoruz. 

Şimdi gelelim olayın özeli ile ilgili sual ve cevaplara;


17-25 Aralık’tan önce konu ile ilgili olarak müttefikiniz ABD uyarmış mı sizleri? 
El-Cevap: Uyarmış.

MİT, durumu bir raporla Başbakanlığa iletmiş mi?
El-Cevap: İletmiş. 

17-25 Aralık patlak verdiğinde, O dönemin Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan dahil bazı bakan ve mahdumlarına rüşvet verildiğine dair kuvvetli deliller oluşmuş muydu?
El-Cevap:  Evet.

Peki, AKP Gurubu da dahil olmak üzere TBMM’nin çoğunluk iradesi; dört bakanın yüce divana gönderilmesi yönündeyken, bir manevra ile AKP Gurubu bloke edilerek, yüce divana gönderilmeleri engellendi mi?
El-Cevap: Evet.

Halk Bankası Genel Müdürü de dahil olmak üzere, bazı şahısların evlerinde bulunan paraların kaynakları soruldu mu? 
El-Cevap: Hayır. 

Şimdi gelelim baba soruya; İran lehine yapılan ambargoyu delme girişimi sonucunda İran’da açılan inceleme ve soruşturmalarda, Reza’nın iş ortağı Babek Zencani yargılanıp idama mahkum edildi mi?
El-Cevap: Evet

Yeterince vukuf olamadığım ve merak ettiğim şey; Bu Babek Zencani İran’da Zarrab’ın irtikap ettiği fiillerin benzerlerini işlemiş mi? Yani, o da İran ekonomisi lehine ambargoyu delme girişiminde bulunurken, Türkiye’de olduğu gibi kendisine, bazı üçüncü şahıslara ve bazı devlet görevlilerine rüşvet dağıtmış mı?

El-Cevap: Evet.

Peki, yapılan bu girişim İran lehine olmasına rağmen, neden İran Hükumeti bunları yargıladı ve mahkum etti? Veya tersinden bir sual; Aynı şey Türkiye’de vuku bulduğunda, Türkiye neden bunları yargıdan kaçırdı? 

Bu suale de siz cevap verin.

Bir şey daha; Herhalde az çok olayı izleyenlerin bir merakı oluşmuştur; lehine ambargoyu deldiğimiz İran’ın neden hiç sesi, soluğu çıkmıyor? 

Bilen varsa lütfen buyursun da şu merakımı da o gidersin!..

 

 




 

Bu makale 85 kişi tarafından okundu.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan köşe yazıları/makaleler yazarların kendilerine ait görüşleridir. Köşe yazıları, makale ve yorumlardan Liberal Gazete veya liberalgazete.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Yazı, makale, yorum, herhangi bir içeriğin anayasa ve yasalara aykırı olamayacağı açıktır.
Sayısal Yazılım

Neden Liberal Gazete?

bilgi@liberalgazete.com

© Copyright - 2013 Liberal Gazete