16.01.2018 :
Mustafa Acar : Yeni Türkiye ve Üniversiteler
Mustafa Acar

10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle Türkiye, birçok çevrenin “Yeni Türkiye” adını verdiği yeni bir döneme girdi. Cumhuriyet tarihinde bir ilk gerçekleşti ve ilk kez halkoyuyla cumhurbaşkanı seçildi. Bence bu anlamda bu döneme “Üçüncü Cumhuriyet” adını vermek isabetli olur. Tek Parti dönemini birinci, darbelerle kesintiye uğrayan çok partili demokrasi dönemini ikinci Cumhuriyet olarak adlandırırsak, halkoyu ile seçilen cumhurbaşkanları dönemini de Üçüncü Cumhuriyet olarak adlandırmak mümkündür.

Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve Kabine değişiminin sessiz-sedasız, kırıp-dökmeden, nispeten yumuşak bir geçiş süreciyle gerçekleştirilebilmiş olması sevindiricidir. Yeni Cumhurbaşkanımızı ve yeni Başbakanımızı kutluyor, yeni görevlerinde başarılar diliyorum. Yeni dönemde, gerçek bir Yeni Türkiye inşa edebilmek için bizce yapılması gereken en önemli işler yeni Anayasa, yeni bir hukuk düzeni, bürokratik vesayet rejimini kalıcı olarak sona erdirecek kurumsal reformlar, ve nihayet, eğitim sistemi ve üniversitelerle ilgili reformlardır. Bunların her biri ayrı bir yazının konusudur. Bu yazıda sadece nasıl bir üniversite reformu yapmak gerektiği üzerinde durulmuştur.

Sayın Başbakanımız Ahmet Davutoğlu akademisyendir; üniversite camiasını yakından tanımaktadır; sorunların farkındadır. Bu durum bir avantajdır. Kendisiyle TRT Haber Kanalında Başbakanlığı devraldıktan sonra yapılan ilk röportajda kendisine yöneltilen soruya verdiği cevap konunun öneminin farkında oldukları, konuyla yakından ilgilendikleri şeklinde, umut verici bir cevaptı. Bir vesileyle görüştüğümüz Sayın Kalkınma Bakanımızdan da konunun bugünlerde gündemlerinde olduğunu öğrendim. Bu vesileyle, üniversitelerle ilgili olarak yapılması gerekenler konusundaki, çeşitli mahfillerde müteaddit defalar paylaştığım görüşlerim özetle şöyle:  

1. Son 12 yıllık dönemde öğretim üyelerinin göreli kayıpları bir defalık iyileştirme ile telafi edilmelidir. Öğretim üyeliği son yıllarda çok prestij kaybına uğramıştır. Bu, gelecek adına kaygı verici bir durumdur.

2. Araştırma Görevlilerinin maaşı, üniversiteden mezun olan zeki gençler açısından, ilk tercih olarak üniversitede kalmayı teşvik edecek kadar cazip olmalıdır. Mevcut durumda zeki gençler yurtdışı, özel sektör, kamu üst kurulları gibi daha cazip alternatifleri denemekte, ancak buralarda şans bulamayanlar akademiyi tercih etmektedir.

3. Öğretim üyeliği "ders veren/okutman" ve "araştırmacı" olarak iki gruba ayrılmalı; araştırmacıların hem iş yükümlülüğü (yayın, proje vs.) daha ağır, hem de (nimet-külfet dengesi gereği) maaşı daha yüksek, ders okutmanlarınınki daha düşük olmalıdır.

4. Belirlenecek asgari maaşların üzerinde, kişinin performansına göre (makale, proje, kitap, patent vs.) belirli bir prim sistemi getirilmeli, böylece çok çalışan daha fazla kazanabilmelidir.

5. En az diğerleri kadar önemli bir husus da şudur: öğretim üyeliği daimi, "çakılı kadro" olmamalı; sözleşme şartlarını yerine getiremeyenin işine (yargı yolu kapalı olmak üzere) son verilebilmelidir. Şu anda sistemin kalitesini sürekli aşağı çeken temel sebep budur: çalışmayanı, işini yapmayanı, yan gelip yatanı sistem ayıklayamamakta, bu da (temel fizik yasası gereği) bütün sistemin hızını "en yavaş parçanın" hızına göre ayarlamaktadır.

6. Nihayet, finansman sisteminin değiştirilmesi üniversiteleri doğal bir rekabet içinde iyileştmeye zorlayacaktır. Bugünkü gibi devlet üniversitelere "bedava" para vermek yerine, potansiyel öğrenciye "eğitim kuponu" vermelidir. Öğrenci gitmek istediği üniversiteye bu kuponu verebilir, o üniversite de bu kuponu Maliye Bakanlığı’na tevdi edip parasını alabilir. Böyle bir sistem, öğrenciyi cezbedebilmek için üniversiteleri kendilerine çeki-düzen vermeye zorlayacak; sistem kendiliğinden iyileşecektir.

7. 2023 vizyonu çerçevesinde arzu ettiğimiz bir Türkiye tablosunun ortaya çıkması önemli ölçüde girişimci, yenilikçi, kaliteli, çalışkan ve üretken üniversiteler sayesinde mümkün olacaktır. Bu konuyu daha fazla ihmal etmemek Türkiye'nin geleceği için çok önemlidir.

Bu makale 4167 kişi tarafından okundu.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan köşe yazıları/makaleler yazarların kendilerine ait görüşleridir. Köşe yazıları, makale ve yorumlardan Liberal Gazete veya liberalgazete.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Yazı, makale, yorum, herhangi bir içeriğin anayasa ve yasalara aykırı olamayacağı açıktır.
Sayısal Yazılım

Neden Liberal Gazete?

bilgi@liberalgazete.com

© Copyright - 2013 Liberal Gazete