Herkes Aklın ve Bilimin Işığında Hareket Etmeli
Herkes Aklın ve Bilimin Işığında Hareket Etmeli

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, salgın sürecinde siyasi tartışmaların bir kenara bırakılması ve herkesin aklın ve bilimin ışığında hareket etmesi çağrısında bulundu.

Altay, siyaseten, tıbbi ve ekonomik olarak Türkiye'nin büyük ve önemli bir mücadele verdiğini belirterek, bu mücadele verilirken en baştan hep bütün partilerin, devlet yetkililerinin siyasi angajmanlarını ve argümanlarını bir kenara koymalarını istediklerini hatırlattı.

Bu süreçte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dahil Bilim Kurulunun kararlarının dışına hiç kimsenin çıkmamasının önemini vurguladıklarını ifade eden Altay, "Biz diyoruz ki; Cumhurbaşkanı Sağlık Bakanını, Sağlık Bakanı Bilim Kurulunu dinlerse ve Bilim Kurulunun önermeleri, tavsiye kararları doğrultusunda devlet düzen tutarsa biz bu işi en az hasarla atlatırız." değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın herkesin maske takması tavsiyesinde bulunduğunu anlatan Altay, şöyle devam etti:

"Sayın Cumhurbaşkanı, toplumun yarısı maske bulamıyor ve mevcut orta yerdeki maskelerin de tek kullanımlılığı ve kısa ömürlülüğü düşünüldüğünde asgari ücretle geçinen bir ailenin zaten satışı başlanan maskeleri alma şansı yoktur.

Erdoğan bir darbe maskesi icat etti. Millete maske dağıtamadı ama kendisi bir darbe maskesi icat etti. Sayın Erdoğan, senin icat ettiğin darbe maskesi, CHP'li belediyelerin başarılı hizmetlerini örtmeye yetmez, boşalttığın hazineyi dolu göstermez, başarısızlıklarını örtmez. Bunu böyle bileceksin."

Koronavirüsle mücadeleye ilişkin yeni önlemlerin açıklandığını ve 16-17-18-19 Mayıs tarihlerinde sokağa çıkma kısıtlaması uygulanacağını anımsatan Engin Altay, "Ben 19 Mayıs'ta hep birlikte sokakları, meydanları dolduralım demiyorum ama bir garabet var. Gençlere, kısıtlı sokağa çıkma iznini 19 Mayıs'ta değil de 20-21 Mayıs'ta vermek 19 Mayıs'ı hafifletmek anlamı taşır." dedi.

Altay, gençler için kaldırılacak kısıtlamanın 19 Mayıs'ta yapılmasını ve AVM'lerin açılmasına ilişkin kararın da derhal gözden geçirilmesini istedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dün yaptığı konuşmada Vefa Sosyal Destek Grubunu destekleyen muhalefet partisinden belediyelere teşekkür ettiğini hatırlatan Altay, "Nezaketi büyük ölçüde yitiren Sayın Erdoğan'ın bu teşekkürü bizi hem şaşırttı hem aslında mutlu etti gibi oldu fakat bu sefer kadroları yine kutuplaştıran, ayrıştıran iş ve işlemler yapmaya başladılar." diye konuştu.

Milletin lehine bir kanun teklifi geldiği zaman kendilerinin "bunu AK Parti getirdi bu yüzden engelleyelim" demediğini ifade eden CHP Grup Başkanvekili Altay, Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin Tatlar Atıksu Artıma Tesisi'ne ilişkin borçlanma yetkisi ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin borçlanma yetkisine ilişkin taleplerinin AK Parti'li belediye meclis üyelerinin oylarıyla kabul edilmeyerek, istenilen rakamların düşürüldüğünü söyledi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in "memleket masası" çağrısı üzerine AK Parti'ye yakın bir gazeteci-siyasetçinin, "Sayın Kılıçdaroğlu, Erdoğan'a o kadar çok şey söyledi ki nasıl bir masada oturacaklar" dediğini hatırlatan Engin Altay, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sayın Kılıçdaroğlu'ndan sıradan bir üyemize kadar hiçbir CHP'li, Sayın Erdoğan'a bugüne kadar Sayın Bahçeli'nin, Sayın Numan Kurtulmuş'un, Sayın Süleyman Soylu'nun söylediklerinden daha ağır bir laf söylemedi. Önce bunun bilinmesini isterim. Böyle bir teklif geldiğinde Erdoğan'a düşen, 'bunu ben de çok arzu ettim, ederdim, hayhay' deyip kollarını açmaktı. Cumhurbaşkanı olarak kutuplaştırmak, ayrıştırmak, bölmek, onun siyasi ömrünü uzatacak bir imkan ve durum gibi hala maalesef görülüyor. Aslında geç kalınmış değil. Türk milleti siyasetçileri kavga ederken izler ama kavga edenleri sevmez.

Sayın Erdoğan bak önünde 19 Mayıs gibi anlamlı bir tarih var. 19 Mayıs'ta bir gün Cumhurbaşkanı ol ve herkese ayrıştırmadan, o, bu demeden elini uzat. Bunun ekonomiye bile büyük katkısı olur. Hem bu arada çok daha güzel, anlamlı bir şey olacak. Sayın Erdoğan eğer 19 Mayıs'ta bunu yaparsa iki aylık bir sürenin ardından başkente gelmiş olacak."

Geçmişte söyledikleri sözlerin "darbe çağrısı" olarak yansıtıldığını dile getiren ve bunlara ilişkin örnekler veren Altay, şu değerlendirmede bulundu:

"Erdoğan, 'sandıkta hesaplaşacağız' der bazen, evet seninle sandıkta hesaplaşacağız. Bu konuda aynı düşünüyoruz, için rahat olsun ama sandığı tekmeleyen sensin. 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde sonucunu beğenmediğin için sandığı deviren sensin, 2017 referandumunda kanunda açıkça yazmasına rağmen mühürsüz oyları geçerli saydırarak sandığa şer karıştıran sensin, seçilmiş genel başkanını bir darbe yapmak suretiyle başbakanlıktan ve genel başkanlıktan indiren de sensin ve sonra geleceksin darbe edebiyatı yapacaksın.

Erdoğan şunu bilmelidir: Her darbe bir siyasi projedir ve arkasında dış destek vardır. Burada darbelerden sonra sonuçların kime yaradığına bakmak lazım. CHP için 27 Mayıs ile 12 Eylül aynıdır. 12 Mart ile 28 Şubat aynıdır. 27 Nisan, 15 Temmuz hepsi aynıdır, lanetlenmelidir. Bütün darbelerden en olumsuz etkilenen parti CHP'dir. Bütün darbelerde en ağır bedeli ödeyen Türkiye'nin devrimcileridir. Bu kadar basit."

CHP'li Altay, sandık ve hukuk dışında hiçbir gücün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti'ye dokunmasına müsaade etmeyeceklerini belirterek, "Erdoğan'ı biz oradan sandık marifetiyle indireceğiz. Sandık, hukuk dışında hiçbir gücün Erdoğan'ın yakasına ilişmesine bizim müsaademiz yoktur, olamaz. Ama muhalefetin görevi iktidarı indirmektir. Milleti ikna edip, sandıkla iktidarı indirmektir." diye konuştu.

Basın mensuplarının infaz düzenlemesinin esastan iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesine yapılacak başvuruya ilişkin sorularını da yanıtlayan Altay, 15 Haziran'a kadar kullanmaları gereken bir sürenin olduğunu ve CHP'nin Meclis'ten geçen bütün kanunlar için Anayasa'ya uygun olup olmadığına baktığını söyledi. Altay, infaz düzenlemesine ilişkin ön hazırlığın yapıldığını ve bir kelimenin bile atlanmaması için titiz bir çalışma yaptıklarını, süresi içerisinde esastan da Anayasa Mahkemesi'ne başvurularını yapacaklarının altını çizdi.

Bir basın mensubunun, "İYİ Parti ile HDP arasında bir gizli ittifak tartışması yürüyor. Akşener aynı zamanda, 'CHP'nin HDP'ye bakışında bizim için esas olan Sayın Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarıdır.' dedi. Bu tartışmaları nasıl değerlendirirsiniz?" sorusuna Engin Altay, "TBMM'de HDP ve İYİ Parti'nin grubu var. Bazen 5 siyasi parti aynı evrakın altına imza atıyoruz. Dolayısıyla partiler arasında hiç ilişki olmayacak dersek bu zaten olmaz. İYİ Partili kimi yetkililerin bu konuda söyledikleriyle ilgili olarak bizi de sadece Sayın Meral Akşener'in söyledikleri bağlar. Bir ilişki olup olmadığını bilmem, var ise onun kendilerine sorulması lazım ama bir gerçek var, siyaset açık kapı, diyalog, temas işidir. 'Ben kapıları kapattım' diyerek siyaset olur mu o da ayrı bir tartışma konusu." yanıtını verdi.

Gazetecilerin, Meclis açılınca görüşülecek yasalardan bir tanesinin de barolar ve meslek örgütlerine ilişkin teklif olacağını anımsatması üzerine Altay, "Orta yerde olmayan bir kanun teklifi üzerinden bir değerlendirme yapmak istemem ama kamuoyuna yansıyan şekliyle şunu söyleyeyim: Böyle bir teklif eğer gelirse bu artık örtülü diktatörlükten açık diktatörlüğe geçişin ayak sesleridir. Ben, Erdoğan'ın buna cesaret edeceğine ihtimal bile vermem, vermek de istemem." diye konuştu.

15.05.2020

Bu haber 287 kişi tarafından okundu.

Okuyucu Yorumları
Haber Gönderin

LiberalGazete.com basın özgürlüğünün yaygınlaşması, var olan tüm düşüncelerin siyasi temsilcilerini kamuoyuna taşımayı amaç edinmiştir.

liberalgazete.com'un ticari bir faaliyeti yoktur.

  • bilgi@liberalgazete.com

KÜNYE

Yazar Olmak İstiyorum
Yazar Girişi
Üye Girişi
Üye Ol

E-Bülten Kayıt

Haberlerden anında haberdar olun!


Copyright © 2020 www.liberalgazete.com | Tüm hakları saklıdır.